20091011

öylesine..


gri renkli bir gökyüzü soluyordu bedenimi. uğrak bir caddenin eksik insanlarını gözlüyordum. bir ses böldü düş-üş-lerimi.
-neyin var?

-..
-iyi misin?

-..
-beni duyuyor musun?

-..

-niye susuyorsun??!
-..
-konuşsana!!

-.. bunu niçin yapayım?

-sadece iyiliğini istedim.

-anlatsam kaldırabilir misin sanıyorsun? bir insanı çırılçıplak görmeyi, hiç acı çekmemiş bir bakirin buna dayanabileceğini mi sanıyorsun? sen, sen beni intaharlarımdan alıkoyuyorsun. beni yaşama bağlayarak, o lanet olasıca soruların ve meraklarınla. Peki, beni gerçekten düşünüyor musun? hayır. daha iyi bir insan olmak amacın, dünyaya ve kendine ve aynalarına bunu haykırmak! ben bugün ne yaptım dediğinde yatmadan önce, bunu anımsamak ve huzurla gözlerini kapatmak!! tüm bunları beni düşündüğünden mi sorduğunu sanıyorsun! lanet olsun. hiçbir anlamı yok!

-..

-neyin var?

-..

-iyi misin?

-..

-beni duyuyor musun?

-..

-niye susuyorsun????!

-..

-konuşsana!

-.. özür dilerim.


onu ittiğimi anımsıyorum. tüm bu insanların çok şey bildiklerini sanıp aslında hiçbir şey bilmeyişlerini, tüm doğru varsaydıklarının en yalan yanlış şeyler olduğunu, tabularını, duvarlarını, ve o-kendilerini-çok-mükemmel-sanışlarının iğrençliğini onlara bir bir anlatmak istiyordum! fakat gücüm yoktu. damarlarımdaki kan dahi eksik akarken ve yaşam adına değil ölüm adına umutlar biriktirirken bir bir.. tüm bu insanları tüm bu sokakları tüm bu yalnızlıkları tüm bu yaşamları olancalığıyla sevmek için çabalarken... onlar beni sadece yargılıyordu.


gri bir gökyüzü sarmıştı bedenimi. gözlerimde bir sis bulutu.. sevmekten usanmış bir kalp, birbirinden ayrı iki kol düğmesi gibiydik içimdeki ben ve o. arasam, bulamayacağımı bildiğim, ve sadece çıkarları için ve kadar beni sevmiş o hasta adama aitti ruhum. ne zaman söküp aldığını anımsayamıyorum. fakat benim de bir kalbim vardı.


insanlar benden ürkmeye ve kaçmaya başlamışlardı. sanırım, onlar gibi görünmeyişimdi sebebi. bedenimi onların markaları sarmıyordu. dedim ya, çırılçıplaktım. onların en değerli gördükleri şeyler gözümde yoktu bile. en son ne giydiğimi düşündüğümde bulamadım. bir bara rastladım, en derin köşelerden birinde. dibine dek batmıştım. ruhumu bulmam ve kalbimi saklandığı köşeden çekip çıkarmam ve o hasta adamdan bir ömür kurtulmam yani ya onu ya kendimi vurmam gerekiyordu. içtim. ürkekçe ve cömertçe bedenime ödedikleri para için minnet duydum o kaybedenler-barındaki her bir adama. dokunmalarına izin vermedim. ısmarlama aşklar içtim mesela, bir votka dibinde bir hüzün yakaladım. biraz da rakı koydum bardağıma. en büyük hazzı ondan aldım. sevecen bir gülümseyişti bu. samimi.. minnet duydum. bedenimin yarattığı tüm yansımalar için. hala var sayılabildiğim için. her birine bir öpücük kondurdum gitmeden önce. iyiki vardınız dedim. ve gittim.


kendimi hiç tanımadığım bir yatak odasında tanımadığım bir beden yanında bulduğumda, bekaretini kaybetmiş o toy kızlar gibi, bir ürperti sardı içimi, yanımdaki beden sıcacıktı, ve korumak ister gibi örtmüştü beni sanki. neler yaşadığımızı anımsayamadım. fakat onun o uğrak caddedeki yalnız olduğunu anladığımda, pek çok şey için çok geçti. bunu neden yaptığımı hiçbir zaman anlayamadım. fakat ona minnettardım. kalktım. ve o adını dahi bilmediğim uğrak caddenin yalnız adamının giysilerine büründüm. gecenin bir yarısıydı. bir karı kocaya rastladım, bir orospuya, yalnız bir adama, yaşlı bir amcaya, mırıldanan bir kediye, soysuz köpeklere, alkoliklere rastladım. ve vedamı ettim içten içe.. ait olamamanın, biryerde birilerinde kalamamanın, birilerini çok sevmenin ve karşılığını görememenin, birkaç kareye takılı kalıp ötesine geçememenin, hayatın yalancı ve sahte melodilerinin, karmaşık kelimelerin ve o hiç anlamamış lanet olasıca uğrak cadde insanlarının acısını içimde duyumsadım.


kendimi, bir çatıdan attığımda, herşey için çok geçti zaten.

bir kuş kadar hür, bir hayvan kadar insandım..

sevişmeye aç, acıya tutsak, yalancı adamlar ve kadınlardan çok uzaktım..

ve mutlu..
mutlu..

Hiç yorum yok: