20091031

requiem for a dream

uzaklarda birileri intahar ederdi. ve hüznünü içerdik biz seninle. söylenmemiş sözlerini haykırırdık bir bir. onların acılarını alırdık kendimizinmiş gibi yaşar ve yazardık. en çok ölülerini severdik. yaşarkenacıtıyorlardıçünkü
bir bara giderdik. hiç tanımadığımız o çirkinlere o şişmanlara o acının dibine batmışlara özgü gözlerinde koca bir hüzünle yaşamaya çabalayanlara atardık laf en çok. sonrasında kavgalar ederdik. ağlarlardı çoğunlukla. ki biz her zaman yaralarının üzerine giderdik. çünküonlarıhepdahaçoksevdik. yaşayan yanlarını. yaşamsızlıklarını
koca bir şehir ağlardı sonra. içindeki karanlıkların farkına varınca. birileri intahar ettikten sonra ölmezdi. öncesinde zaten öylelerdi. ki acırdık. yaşamımıza ve yaşayamadığımız oncasına. bu şehre küfürler ederdik. bize güneşi göstermedi hiçbirzaman. bize yollar bahşetmedi. birkaç iklim ve coğrafya.. tıkılı kaldık koca bir yaşam boyunca.
biz seninle koca bir kadehe tıkardık bütün gözyaşlarını ve kesilen bileklerden akan kanları. insanların zehirlerini içerdik. sevgisizliklerini.
sövdük.
iplerde asılı kalan çamaşırların yalnızlıklarına sövdük, sokakların tozlarına, havadaki ağır hüznün kokularına, yere düşmüş bir çocuğun kanamamış yanlarına, iki aşığın birbirine bakışındaki duygusuzluğa, rutinlere, marketteki kasiyer kıza, simit satan amcaya, acılarını satan bir fahişeye, yapmak zorunda olduklarımıza, yapmamız gerekenlere, aylak ve ayyaş adımlarına bu şehrin, aylak ve ayyaş adamlarına, intahar etmeye meyilli roman karakterlerine, pollyannalara ve karamsarlıklarına, yaşamdan zevk alamayışlarına yaşayamayışlarına, siyasete, dine, tanrıya, bana, sana ve ona, en çok da onlara, yaşama dair yaşamaya dair her ne varsa! sövdük.

Hiç yorum yok: