20091130

Kafa Karışımı

  • Kafam öyle karışık ki, algılayamıyorum hiçbirşeyi, bir korku filmindeki acınası karakterler gibiyim. Paranoyak, belki de şizofren. Belki de sen bile yoksundur sevgili blogçuk. Sana bile güvenmiyorum. Dedim ya, kafam çok karışık. Kim doğru, kim yanlış? Peki ya rutinler? Peki ya marketteki sıcacık kız, yakışıklı ayakkabıcı, soğuk geometri öğretmeni, peki ya gazeteler, haplar ve mekanik kokuları, kahveler, çaylar, elbiseler, tırnaklar, kalemler. Peki ya hayatın temel taşları? anneler babalar, aşklar, aşk sanılanlar..
  • Midem bulanıyor ne zamandır. Sanırım ölümcül bir hastalıktan muzdarip bedenim. Öyle ki titriyor. Acı çekiyorum sürekli. Halbuki hiçbir daim söylemedim kimselere acıyan yanlarımı. Ya nefesim kesildiğinde, yada kalbim sıkışıverdiğinde bildiler kötü olduğumu. Onun dışındaysa ben hep iyi kişi oldum. İyi kız. Şirin kız. Midem bulanıyor. Kusabilirim bile. Başkalarının platonik aşkları ve gereksiz acıları yakıyor canımı en çok. Bir nota, bir nete, bir kıskançlığa, bir çekemezliğe ağlamaları ne garip? Kendilerini insan mı sanıyorlar gerçekten? Saydıkları çok açık zaten.
  • Kahve fincanları çok hoşuma gidiyor şu sıra. En çok onlara sarılıyorum. Hayatımdaki en büyük sıcaklık onlar belki de.. Halbuki ben kahve sevmem. Hiç sevmedim.
  • Sınavlar başlıyor yine. Umrumda olmayışları en kötüsü. Çalışıp yüksek notlar alırım belki yine. Ama mutluluk vermiyor hiçbiri. Peki ya benim büyük aşklarım? Ya öğretmenlerime aşık olursam. Hüzünlü bir yan var tüm bir hayatta. Mini etekli kız en az geceleri uyumayıp çalışan çocuk kadar zeki. Onları neden böyle küçümsediğimi bilmiyorum. Fakat onlar kadar zeki olmadığım en iyi bildiğim şey belki de. Peki ya kendine herşeyden çok herkesten çok güvenen insanlar? Peki ya o "mükemmel"ler? Onlar sahiden de nasıl yaşıyorlar, hiç anlamıyorum.
  • Birazdan din çalışıcam. Bir zamanlar gerçek bir Müslüman olmaya yaklaşmıştım bile. Şimdi ne olduğumu bilmiyorum. Tanrı var mı? Varsa ne? Varsa nerede? Bir yandan da Tanrı gerçekten var. Sadece ben görmek istemiyorum onu. Dedim ya, çelişiyorum. Belki de beni bu yüzden sevmiyor bu insanlar.. Farklı fikirlere duyduğum saygı iğrendiriyor olmalı onları. Ki ben herkesi dinlerim. Her saçmalığı, her mantığı.. Belki de sahiden bu yüzden sevilmiyorumdur. İlginç.
  • Kitap okumaya başladım yeniden. Baş karakter azgın karının teki. Her erkek üzerinde derin fantaziler kurup burjuva sınıfını övüyor ve küçümsüyor diğer kesimleri.. Nedense midemi bulandırıyor. -en çok o-. Ama gerçekten güzelmiş.. Öyle söylüyor Selim İleri.
  • Cinsellik üzerine düşündürdü bu kitap beni. Ama erkeklerin herşeyi yapıp kadınlarının dokunulmamış olmalarını istemeleri beni gerçekten eğlendiriyor. Peki ya gerçekten haklı olduklarına duydukları kuvvetli inanç?
  • Bırak bunları. Yıldızlar öyle güzel ki. Görmeni isterdim. Keşke sen benim büyülü aşkım olsaydın sevgili blogçuk. Yıldızlı bir gecede fısıldayabilseydim kulağına bütün içimden geçenlerimi.. O zaman sahiden romantik bir kadın olurdum. Belki sevişirdik seninle. Belki sahiden severdin beni.. Belki mutlu olurduk.. Hayaller kurar ve hiçbir zaman gerçekleşmeyecek oluşlarına gülerdik.. Şarkılar dinlerdik. Belki bir şarkımız bile olurdu.. Ben şiirler okurdum sana, siyaset konuşur ve söverdik haksızlıklara. Hep yanındayım demezdin ama sen. Çünkü bilirdin sen de, hep, hiç'e en yakın sözcüktür aslında.. Keşke büyülü aşkım olsaydın.. Yıldızlara sığınır belki de intaharlar eder belki de çekip giderdik buralardan.. Elimden tutardın ve ben diye birşey kalmazdı. sen olurduk belki de.. Gözlerin gözlerimde.. İçerdik. Unuturduk. Keşke görebilseydin yıldızları.. Keşke.
  • Metal dinlemek istiyorum. Canım sigara çekti. Belki yanında bir bira. Bu ara param çok ama harcamak istemiyorum. Çekip gidicem buralardan. Çekip gidicem!
  • Şimdi ders çalışmaya çalışmak vaktidir sevgili blogçuk. Sevgilim! Hoşçakal.

2 yorum:

ziza dedi ki...

Artık kötü sonlar, bulanık hayaller, bataklığa düşmüş yıldızlar ve bunun gibi imgeler istemiyorum. :) Yıldızları göremezsin ezgiş. Onlar zor zamanlarda sadece yol gösterirler. Ama sen gene de, yıldızlara bakmayı unutma.

~melody~ dedi ki...

akışına bıraktım. mutlu olmak yada olmamak gibi kavramlar da yok artık. birileri yaşamak demezdi belki buna, kendi hayatlarına bakınca. eh ben de idare ediyorum ziza. sen biliyorsun zaten. :)

sözlerini dinlemeye çalışıyorum.. yolumdan saptığım an duymadığım sesin kulaklarımda aslında. ben yürüyorum sevgili Aziz ! Sağol varol sen.

yorum yap hem böyle, hep. ki mutlu olayım.
bu arada yıldızlar çok güzel, biliyorum. :)