20091108

tutunamamak

pazar günü, saat 13:44. hayatımın ilk intahar girişimi.
üzgünüm.

7 yorum:

Le Cagot dedi ki...

ya bahsettiğimiz umut?
ona nasıl açıklayacaksın?
bir daha yüzüne bakar mı sanıyorsun...

~melody~ dedi ki...

peki ya benim bir yüzüm dahi yoksa?
peki ya yoksa umut adını verdiğim hiçbiri. umut sandığım hiçbiri..
beni bu kurtarır mı sanıyorsun
benim gibi biri.. benim gibi birinin bu duruma gelmesi
bu deliğe düşmesi
peki ya bu dipsizlik?
peki ya ben karanlıkta da değil karanlığın yansımasıysam
peki ya bileğimi kestikçe akan bu gözyaşları
gözümden damlayan bu kan
peki ya benim sevgilerim
peki ya sevilmezliklerim

canım yanmıyor kanıyor sevgili Le Cagot.

keşke anlatabilseydim sana.. keşke..
ama önemi yok biliyor musun.. önemli değil bu.. ölmek yada yaşamak. bir sınır bu sadece..

kendimi affedebilir miyim bilmiyorum. beni durduran şey de bu.. belki küçük bi pırıltı. bir kar tanesi gibi.. bir gözyaşı gibi. bir hissizlik ve ölmüşlük hali gibi.. yazamamak yada saçmalamak gibi. birilerinin en fiyakalı köşelerinden fırlayıp benim dipsizliğimle alay etmeleri benim acımı küçümsemeleri gibi. o gibi onlar gibi.. ama biliyor musun.. önemi yok sevgili Le Cagot..

üzgünüm.. çok üzgünüm

tu silencio ---- dedi ki...

ne için üzgünsün melody ?

bunu yaptigin icin mi ?
basarisiz oldugun icin mi ?

sana verilen en kutsal seyi, yani yasama hakkini, sen kendinden, kendi rizanla cekip alabilecek kadar hakim misin bu hayata ? ya da sen hakimiyetini kaybetmisligini, hakimiyet mi sanmaktasin ?

korkuyorum melody senin icin.

daha kendini bile anlayamamisken, insanlarin seni anlayamamasini dert ettigin icin korkuyorum. bu derdi tasayi, hayatinin tam ortasinda bir yere, pimi cekilmis bomba gibi birakip, olup, bitecekleri izlemeye calistigin icin korkuyorum, her ne kadar sen sevilmedigini iddia edip, buna kendini inandirmista olsan, seni sevenler icin korkuyuorum.. sahi ? sevmek güzel sey evet..ama her sevmek, illa ki sevilmekle mi sonuclanmali. nedir yani bu kaygi ? nedir bu, seviyorum ve sevilmeliyim iddiasi.

sevmek dünyanin en zor isi aslinda..ama sırf sevilmek icin sevmek işte bu da dünyanın en hayasız davranışı...

silkelenip kendine gelmen icin, ben buradan ya da buralari takip eden digerleri buralardan neler yapabiliriz bilmiyorum ama, düşmüş olduğunu görüyorum, çıkamadığını görüyorum, ama çıkamadığın bir çukurdan çıkabilmek adına, kendini başka bir çukura gömmeyi istemene kızıyorum..

~melody~ dedi ki...

sevgili tu silencio

öncelikle çok teşekkür ederim sana. yardım etmeye çabalayışını görebiliyorum hissedebiliyorum. fakat daha önce de konuşmuştuk hani, öyle sen beni sevmiyorsun bu hayat bok sen boksun olayı değil ki hiçbiri.. olamaz da. sadece- derin bir mutsuzluk hali. çıkılamayan ve sonlanamayan. ben bunu yaptım. birkaç sınıra denk düştüm ve adımlarımı korkarak attım yaşama da ölüme de..
kimse mükemmel değildir. ben bunu biliyorum her şekliyle. kendimde hatalar gördüm tabiki. herkeste gördüm aynı şekilde. bunların herbiri olabilir kabullenebilir şeylerdir lakin o sınırda birşeyler yakalar bazen sizi. tutar yakanızdan ve sizi kendinize getirene dek silkeler.. sizden bazen çoğu şeyi götürür bu silkelenmeler bazense iyileşir ve birkaç adım ötedeki mutlu gülümsemelerinize dönersiniz.

ben sana şunu söyleyemem sevgili tu silencio, hayattaki en kötü insan değilim. hatta iyi biriyim bile. sayılabilirim en azından. insanlara iyi davranmaya çalışır ve hep bir gülümsemeyle eşlik ederim onlara.. kötüysem bunu dışa vurmam, insanları yarı yolda bırakmam, sorumluluklarımı bilirim çoğu kez fakat diğer insanlar gibi olamamışımdır hiçbir zaman. benim için hep bir öte vardır.. bir fark vardır ve bu da ayırır beni çoğu kez onlardan.

şimdi bu dediğm, kendimi özel bir insan görmek falan değil kesinlikle. sana anlatmaya çalştığım tek konu- bunun seviyorum diyip sevilmemekle- yada üç beş kuruşluk bir aşk acısı yada bir arkadaş sevdası yada kaybedilen bir gözyaşı yada bunlar gibi birşey olmadığını anlatmaya çabalamak sadece.

ben bu blogda varım. neden? neden böylesi döküyorum içimi. neden en karanlık en aymaz yanlarımı en kara noktalarımı en uçurum saydıklarımı yazıyorum buraya? çünkü bu içimde kısılıp kalmış bir yara. bir delirme hissi. dışa vurulamayan vurulmaya çalışıldıkça çocukluk yada ergenlik olarak tanımlanan yada sürekli bir küçümseme ve anlamama hali.. bir konuşamama paylaşamama bilinememe sığamama derdi..

ki ben çok düşündüm. burada bu kelimeleri okuyan insanlar beni küçümserlerdi belki. belki kimisi saygı gösterir kimiyse severdi. fakat tabiki en nihayetinde küçük bir kızdım ben içten içe hiç çocuk olamamış.. buna bir zaman buna bir yaşam bulamamış. beni yargılayabilirsin. yada anlayabilirsin de. yada bunların ikisini de yapar bir sever bir söversin. belki acır belki küçümsersin..

ben bu noktaya neden geldim. bu küçük bir anı, küçük bir zaman dilimi yahut küçük bir yaşamı kapsamayan bir büyüklük.. ki ben hiçtim. ki ben yalnız.. ki ben yok gibi. yok sayılan tüm varsayımlara inat.. ki umrumda da değildi aslında çünkü alışmıştım tınlanmamaya. varmıyım yok muyum belli miydi ki insanlardan beklemiyordum aslında hiçbirşey bekliyor gibi görünsem de.. onların sevgilerinsiz yapabiliyordum bak yaşayabiliyordum. hiçbiri yok hayatımda kimse yoktu ve ben nefes alabiliyordum. ki diyorum ya.. önemi yok tüm bunların

ben bu noktaya geldim. bir gösteriş bir çocukluk değildi bu. intahar mı? ki ben buna ölümden sonraki ölüm derim. ben bunu düşündüm. ben bunu gerçekleştirmedim. bu bir girişim sayılırdı yalnız. ki o gün karanlıktı. ki o gün yoktu bir umut. ki o gün bütün griler siyaha çalmıştı ve bir melodi fısıldanmıyordu yüreğime.. birkaç kare ve birkaç insan vardı ve birkaç nefessizlik ve kimsesizlik hali.. tek yaptığım neydi biliyor musun? acımak. önce kendime sonrasında onlara.

~melody~ dedi ki...

ve kalktığımda dedim ki onlara:
benim anlatmak için çırpındığım gecelerde, siz yoktunuz. ki lanet olsun özdemir asaf benden önce davranmış ve kazımıştı bu dizeyi kalplere.. onu kıskandım sadece

birkaç kelimem var. onu kaybettim. yazamayışım ve buna yanışım bundandır.

fakat ölüme gittiğimde, yaşama daha çok yaklaştım. ki ben denemedim bir intaharı. istesem bunu yapardım istesem giderdim ve dönmezdim de. fakat buna değmeyeceğini.. birgün elbet bu hiçlikten ve dipten kurtulabileceğimi.. birgün sesimi duyan birinin bir elin bir düşman yada bir dost farketmez- bana dur yada gel diyebileceğini.. ki ben utandım sevgili tu silencio.
kendimden bu bitmişliğimden..

bana kızmakta haklısın. fakat keşke sana acımı anlatabilsem.. keşke.. ben bunu sevmiyorum ben gerçekten bunu sevmiyorum hiç sevmiyorum.. fakat kurtulmak için bir ışığa bir umuda ihtiyacım var yalnızca.. peşinden koşabileceğim bir pırıltı.. bir küçük yansıma..
fakat onu bile göremedim işte o an hayatımda.

ama bunu yapmadım. attım elimdeki intahara meyilli çoğu kişinin alışkanlık dediklerini. gerek yok dedim. gereksizsiniz. gereği yok tüm bunların..

cevap yazar mısın yada ne kadarı ne şekilde anlattım , anlatabildim mi bilmiyorum.. ama tek dileğim beni anlaman.

bu çok eskide kaldı. şimdi ben o pazar günü, saat 13:44 teki insan değilim. hayata bir adım attım ben. gözlerimi kapadım. ben bu değilim, bu hiç olmadım. dedim..
ve üzüldüm sadece.. neye biliyor musun? başaramadığıma bunu yaptığıma değil. bu noktaya gelebildiğime.. ve küçük bir kız olma isteğime..

özürdilerim. veteşekkürederim

ps: o kadar uzun yazmışım ki- parçalayarak gönderebildim yalnızca =)

tu silencio ---- dedi ki...

tamam, çok güzel ifade etmişsin kendini, ben ikna oldum bu anlattıklarından sonra yaşadığın bu travmaların sebeplerine ve sonuçlarına..bugün blogunda gördüğüm değişiklikler ve en son eklediğin yazı ile de, hayata dönüş sinyalleri vermişsin zaten...çok sevindim buna..bi gün bu zimsiyah sayfada, bembeyaz gerçekleri, pembe gözlüklerimizle baktığımız için değil, gerçekten var oldukları için okuyacağımıza da inanıyorum. sen de yazacağına inan, beni-bizi- bu yolda tek başına-başımıza-bırakma :)

~melody~ dedi ki...

bir rahatlama hissi duydum. neden bilmem. bu iyi geldi.

umuyorum sevgili tu silencio! bir gün başarıcam ben de bunu.