20100219

insanity's crescendo.

şuan öyle piskopat bir tipim var ki. ağzım açık dik dik bakıyorum bilgisayar ekrarına son on dakikadır. korku filmlerinden fırlamış gibiyim lan. zaten kötü kötü bakışlarıyla ünlü bir insan olarak (peh, halbuki gayet sevimliyim) şaşmamalı. uzun zamandır aynaya adam gibi bakmadığımı farkettim ama. kendime ne çok küsmüşüm. ne çok itmişim, ötelemişim. silmişim, atmışım resmen kendimi. hay ben seni ezgi. öpeyim yani. saçım toplu, üzerimde çiçekli miçekli bir pijama(ayşe hatunumun bana mirası bu, dalga geçmeyin), ayıcıklı çoraplar. evlere şenlik olduğumu farkettim lan. bir de metalci-satanist tip diye geçinirdik. öhaha kimseler görmesin bu halimi. yalnız, birileriyle uyuyabilecek kadar ikicil bir hayata sahip olamayacağımı da anladım. bir de horluyorlarsa. tam kabus. uzun zamandır içimde oturan sıkıntı bey, çekip gitmeye karar vermiş, terk edileceğim için öyle mutluyum ki! bu saçma yazıyı da silen.. benim gibi olsun. en iyisi kendimle barışmak. ben bu muyum? buyum. beğenen buyursun gelsin. dimi ama. beğenmeyen.. siktirsin gitsin derdim ama ayıp olur şimdi. ama siktirip gidebilir de. sorun da değil. bu saçma cümleleri yazarken, kafam güzel mi? eh evet belki de. fakat hangimiz çok düzgünüz sanki? hepimiz bok yiyelim e mi. sıçayım senin insan sevgine lan. kafan güzel. dünya güzel. sen hala milleti düşün. en çok da sen ye boku e mi. ne çok gülüyorum ama. özüme döndüm. belki geçici. belki kalıcı. ama şunu söyleyebilirim ki, takmıyorum artık. vallahi. şişkoyum. kısa bişeyim. pek güzel de sayılmam. çalışmayı da sevmiyorum. asosyalim de. insanlarla konuşurken gözlerine bakacak yüzü bile bulamıyorum. özgüvenimse sıfır. başıma bir halt gelse, kimseyi arayamam. aramak da istemem aslında. anlamayacağını bildiğim ne kadar çok insan varsa, olabildiklerince hayatımda. en çok kimi mi seviyorum? bu blogu seviyorum mesela. kendimim işte lan. daha ne. sonraa, kütüphane çıkışında, tee bilmemkaçıncı kattan seslenip az kalsın kafama isabet edecek olan bir torba ekmek atışı yapan teyzeyi seviyorum, her gün ne kadar kusurum varsa bir çırpıda yüzüme vuran okul arkadaşlarımı seviyorum, bir mağazada rastlayıp görünmemek ve kaçmak için elimden geleni yaptığım halde beni tutup bi güzel sarılan ilkokul öğretmenimi seviyorum, ilkokul aşkımı seviyorum, aile boyu küfürleşen ve 7/24 kavga eden üst kat komşularımızı seviyorum, her sabah alarmı kendisini değil ama beni uyandıran alt kat komşumuzaysa tapıyorum, hayatımda tuttuğum tek notu acımadan onlarca parçaya bölen ekonomi hocamı seviyorum, bana gecenin bir körü gizliden çağrı atıp duran amaçsız insanı seviyorum, seviyorum lan ! ve dibime dek ahlaksızım. küfrederim, içerim, sıçarım. herkes kadar insanım. yapmacıklığı sevmem. nezakete bir ölçüde saygım vardır. takıntılardan hoşlanmam. saçma sapan isteklerim vardır hayat konusunda. şuan tüm bunları yine aynı piskopat tiple yazıyorum ama yüreğimde bir kıpırtı hissederek. uzun zamandır olmayan bir şey bu. ve tüm bunların tek nedeni, artık geçmişe, geleceğe, ya da birilerine değil "bugünkü kendime" odaklanmam gereği.

öperim seni blogçum.

1 yorum:

beitaliano dedi ki...

good for you.