20100318

öylesine.

şimdi sorguluyorum. yaşama derin anlamlar yüklemenin saçmalığını çoktan anlamıştım halbuki. şimdi seni sevişimi sorguluyorum. sevişmelerimizi. bu şehri. aylak adımları. ayık adamları. kalpleri kırmayı ve onarmayı. bedeninden süzülen damla damla terini. ben seni böyle içiyorum. seni böyle, seni içime alarak, seni kendimden soyutlayarak ve kendime katarak en aslında, şimdi sorguluyorum. yaşamın, senin bile, bir anlam içermediğini bile bile. beni sevmediğini, aslında hiçbir zaman sevişmediğimizi, bir şehre ait yada sahip olamayışımı, sarhoşluklarımı.. içimi parçalayan her ne varsa. bir ipe asıyorum düşüncelerimi mandallarla. hislerim süzülüyor.

bu kez hakim olamıyorum düşüncelerime. daimi düşünceler, daimi düşüşlere mecbur kılıyor beni. halbuki ölenlerle ölüyorum ben, gülenlerle gülüyorum. neden birtürlü kendime kalamadığımı hiç anlamadım zaten bugüne dek. bir şeyler yazamaz, bir şeyler konuşamaz oldum. neden böyle? diye sorduğumda değişen şeyler olduğunu hissetmek, ve daimi düşüncelerime daimi bir hüzün eklemek zorunda kalıyorum. saçma sapan, melankolik müzikler dinliyorum. seni terk edişimi sorguluyorum. yalnızlığıma bir yalnızlık daha katışımı. ve bunu hak edişini. hak edişimi. şimdi ben en çok bizi sorguluyorum sevgilim. şimdi ben en çok bizi öldürüyorum.

insanlarla konuşulmuyor. dostların sözleri bir iki klişeden geçemiyor öteye. halbuki bir sen bir ben bir de biz biliyoruz neyin ne olduğunu en çok. artık bir melankolik şarkı ve iki damla gözyaşından öteye geçemeyişini onlar anlayamıyorlar. halbuki sen, en iyi sen biliyorsun. ne kadar boktan biri olduğunu ve ne kadar boktan yaşamlara mecbur olduğumuzu.

artık neden? diye sormak bile gelmiyor içimden. artık umursamıyorum. ve evet, bağırmak istiyorum insanlara, "hey!hey!buraya bakın!ben görüp görebileceğiniz en yalnız insanım!".

evet evet, neler diyeceklerini ben de biliyorum. bazen de şöyle düşünüyorum, gözlerimi kapattığımda, çalıntı birkaç sigarayı gizli gizli içmeye çalıştığımda, aklıma sahip olduğum nadir zamanlarda, kendime hakim olduğum-olabildiğim sınırlı ruh hallerimle, belki de herşey yalandır.

belki de en çok biz yalancıyızdır kendimize. kurgu hayatlar yaşayıp, türlü yalanlar ve türlü sevişmelerle. bana kim söyleyebilir gerçek olduğunu, kim kanıtlayabilir?

bu şehirden tiksiniyorum. yalnız oluşumdan. türlü yapmacıklıktan, porno filmlerden, boyalı tırnaklardan.
senden tiksiniyorum

sonra, herkes kadar orta yaşlı, herkes kadar evli, herkes kadar çocuklu ve herkes kadar mutsuz bir kadının çırpınışı geliyor aklıma. savaşımları. üstesinden gelmeye çabaladığı onca şey.
hiç anlayamıyorum onu neden sevemediğimi.

acımak kolaydır halbuki. bir insana "geçer" demek de kolaydır. zaman demek de.
halbuki hiçbir zaman inanmazlar


şimdi başım dönüyor. saat, bir ayrılık vaktini kaç geçiyor bilemiyorum. kendime çok yeni bir hayat seçeneği sunuyorum bu kez. klişe kelimelerle, bembeyaz bir sayfa olarak bile niteleyebiliyorum bunu. sonra, kendimden türlü saçmalığım için iğrenebiliyorum bile. kırılganlığımdan. bir kediye sarılıp uyumamdan. yeni dostlar edinmemden. yani nefes almaya, yaşamaya çabalamamdan bile iğrenebiliyorum.
şimdi çokça sevişebiliriz. şimdi en çok öldürebiliriz kendimizi. iplere mandalladığımız düşüncelerle boğabiliriz birbirimizi. yıkıp geçebilir, sıcak bir kahve dahi içebiliriz. şimdi birbirimizi çok önemsiyormuş gibi de yapabiliriz. hatta aşık dahi olabiliriz.

ben. küçümsemiyorum. sadece. sorguluyorum.

3 yorum:

StummScream dedi ki...

Yaşanılmayan bilinmez çoğu zaman, söylenilen tesellide hep bir klişelik vardır, hep bir yapmacıklık. Bizimse yapabileceğimiz tek şey kendimizi kendimizle başbaşa bırakıp o sorguları ortaya çıkarmamak yalıtmak diyeceğim ama elbet bir şekilde çıkıyorlar ortaya bardağın çatlağından süzülen su damlaları gibi adeta

~melody~ dedi ki...

en iyisi insanların birbirlerini kandırmaktan vazgeçmeleri olsa gerek. en iyisi sıyrılabilmek tüm rollerden. iyiymiş gibi miş gibi hatta hiçbişeymiş gibi davranmamak. neysek nasılsak öyle davranmak ötesini beklememek istememek olmamak yada oldurmamak.

bütün sesler susabilir. kendimize kaldığımızda, her şeyin çok daha kolaylaşacağından öyle eminim ki ben.

şimdiyse belli kalıplar var. mutluluğu hüznü bile bunlara uydurmak zorunda kalıyor insan.

benim kadam çok karışık sevgili StummScream. haklısın.

StummScream dedi ki...

Yapmacıklığı sevmedim hiçbir zaman her zaman kendim gibi, kendimin beğendiği gibi olmaya çalıştım ama bu durumda da yalnızlık biraz sıkıntı verici oluyor.