20100411

bebeğim.

inanılmaz bir iç huzura eriştim. kitaplar okuyup müzikler dinliyorum. düşünmem gereken biri yok. beni delirten, yoran, üzen biri yok. kimse yok lan! müthiş bişey bu som yalnızlık. seni düşünüyorum blogçum, bebeğim. sen beni insanlara anlatan tek şeysin aslında. ama onlar da sadece bu yanları görebiliyorlar. anlatabildiğim kadarını. en çok bunu diyorlar: "sen kaç yaşındasın?" evet, bu soruyu kimse sevmez aslında. bu bir yargıdır. bir insanı bir kalıba sığdırmaya çalışmak ve onu bütününden almak, koparmaktır. bu yüzden bazen seni bile sevmiyorum. Kafka okuyorum, Led Zeppelin dinliyorum. kafa buluyorum, yalnız yürüyüşlere çıkıyorum. bütün bunlar bir terk ediliş hikayesine öyle uygun ki. sorunlu, isyankar ve karamsar genç kız. bok yiyim ben lan. vallahi. artık tüm bunları bile önemsemiyor olmalıyım. gözlerimi kapattım ve şunu dedim onlara "önemli değil". önemli değil! ne bok yerseniz yiyin. istediğinizi yapın, edin. artık bir daha kalmadı zaten. bir öte kalmadı. bir kalabalığa bakıyorum sonra. gözlerime ışıklar vuruyor. bu insanların herbiri sevişmiş. bana dokunulmamış biri lazım. bir yıldız olabilmeliyim mesela. lacivert bir yatağa ilişip sevişebilmeliyim boşluklarla. çoğunlukla içiyorum. gözlerim biri iki, ikiyi bir görüyor ve biz bu akışta bir sonsuzluk gibiyiz. aşk gibi, dostluklar ya da sorumluluklar gibi kavramlarımız da yok. biz sanırım o iç huzuruna çoktan eriştik. geceleri titreyerek uyanıyoruz ve gözlerimizi açtığımızda bedenimiz yok oluyor. ben şimdi Kafka okuyorum. bana anlatabileceği öyle çok şey var ki tüm bunların. kelimeler düzebilirim. mükemmel şeyler söyleyebilirim onlara. ama bunlara ihtiyaçları yok. sadece içlerini boşaltmak istiyorlar. kedim her gece ağlıyor. halbuki o bir oyuncak. yine de ölmek istiyorum onu böyle gördüğüm gecelerde. şimdi çok başka noktalardan bakıyorum hayata. küçücük bir kız olarak, yitirilmiş ve yitmiş olarak, ama bir şeye çabalamayarak, tamamen akışa uyarak. şimdi yeniden ezgi olabileceğime inanıyorum. herkesten kaçarak ve herkese vararak. bir mavi denizin yokluğunda. yeşil bir diyarda. ellerimizle ağlayarak dokunamadıklarımız için. vücudumda sıkı yönetim ilan edildi. sana dair her şey yasaklı. sonrasında bir kumsal var. yürüyoruz sen ve ben. bütün bu hikayelerde bir özne yok. bu insanları korkutuyor olmalı. kendilerine yönelik suçlamalar, gerçekler ve acılar. halbuki onların yaşamlarını sürdürebilmeleri için bu gerek. bir yalanın ardına sığınmak ve orada kalmak yüzyıllar boyu. bir kalıba ve bir kişiye sığmak, bir ömür aynı isimle çağrılmak ve gerçekten olduğumuz kişi olduğumuza duyduğumuz kuvvetli inanç. halbuki bilmiyor musunuz. hepimiz aynı bokun soyundanız. tüm bunlarda suçluluk duyulacak bir şey yok. hepimiz yollarımıza gitmek, işlerimizi halletmek ve birbirimizi çok önemsiyormuş gibi yaparak hayatlarımıza devam etmek istiyoruz. sanki çok ilgileniyormuş gibi yapmak, karılarımızla sevişmek ve bir doyuma vardığımızı sanmaları için yapabileceğimiz her şeyi yapmak istiyoruz. çocuklarımızı okullarına bırakmak, ödevlerinde yardımcı olmak ve geceyarıları üstlerini örterek onları dışardaki kötü insanlardan korumak istiyoruz. güzel bir kadın, çekici bir erkek olmak ve tanrılara, yaşamlara sığınmak istiyoruz. biliyor musunuz, bunların hiçbiriyle bir derdim yok benim. anlatmaya çabaladığım şeyler bunlar değil. siyaset değil, din değil, para değil, seks değil, küçük bir kızın acıları değil, düşünceleri ya da varlıkları-yoklukları bile değil. benim sorunum insan oluşumuzla ilgili. bunu kaldıramamakla, yapılanların iğrençliği ve duygusuzluklarla ilgili. şimdiyse sadece saçmalıyorum kimilerine göre. kimileri tüm bu saçmasapan kelimelerden bile birkaç anlam çıkarabilecek, onu biliyorum. ve bu bana huzur veriyor. hissedemediğim, ulaşamadığım o mutluluğa biraz daha yaklaşmak. lanet olsun. buradaki her şey öyle bana dair ki. kafam karmakarışık. kötü şeyler oluyor. ve benim dünyayı kurtarmak falan gibi bir niyetim yok. herkes kadar yoluma gidiyorum. herkes kadar umursamazmış gibi davranmak için çabalıyorum. yürüyorum mesela. konuşuyorum. gülüyorum. ağlıyorum. her şey öyle insanca ki. dünyaya benim gözlerimden bakmanızı sağlayamam, hiçbirinizin. beni küçümsemenizi sağlayabilirim ama, beni itmenizi, ötelemenizi, ya da beni kendiniz gibi görmenizi, içinize almanızı ve sevişmenizi. önemli değil. gerçekten, önemli değil. bir akışa kapıldık sanki, rutinlere bağlı hayatlar ve yollar. her şey aynı yere gidiyor. insan ilişkileri yoz ve birer hiçiz kabullenemesek bile. bu şehirden gittiğimde bile, bu şehre dönmüş olacağım. ve o beklediğim mutluluk hiçbir zaman bana dönmeyecek ben ona gitmedikçe. kabullenebilirim. on yedi yaşımın verdiği bütün çağrışımlar. küçük bir ergen kız. aynen buyum ben. evet kesinlikle buyumdur. bunu kabullenebilirim sizleri doyuracaksa. ama şimdi yargılamayın beni. şimdi, bunu yapmayın. lütfen.

bir bira daha?

7 yorum:

Lord Mirror dedi ki...

Harika dökmüşsün içini keşke bende senin gibi yazabilsem.. nerde o günler :/ ayrıca led zeppelin dinlemen hoşuma gitti led zeppelin kraldır :)

~melody~ dedi ki...

teşekkür ederim Lord Mirror. (ov çok mesafeli oldu bu) şimdi senin yorumunu görünce yazdıklarımı birdaha okudum da, bu kelimeler çok fazla mekanik geldi bana. ama çok teşekkür ederim. bunu duymak güzel gerçekten.

içimi dökmeye geliyorum buraya. hatta bir şeyler hissedebildiğim tek yer burası sanırım. öyle olmalı.

ayrıca, led zeppelin candır. (:
-bunu yazarken kashmir çalıyordu efem.

Lord Mirror dedi ki...

Kashmir de candır :) aynen öyle burası beni de rahatlatıyor ama gel de içini dök.. saçma sapan şeyler yazıyorum :) bu arada yazılarını takip etmekteyim haberin olsun :)

~melody~ dedi ki...

ne mutlu bana (: aynı şekilde efendim.

saçma değiller ama yazdığın şeyler. iç dökümü en önemli şey. en gerekli. sanatsal kaygılara girmemize lüzum yok :P

Lord Mirror dedi ki...

:D peki öyle olsun bakalım siz öyle diyorsanız öyledir :P + evet iç dökümü :D Döküp duruyoruz.

~melody~ dedi ki...

dimi ama :D insanlar beni çok eleştiriyorlar. biraz da güzel şeyler yaz diyorlar. hissetmediğim bir şeyi yazamam ki :D böyle saçmalamak çok güzel. sövmek çok güzel.

en güzeli o hatta :P -çokkonuşurumkiben-

Lord Mirror dedi ki...

hahaha :D söylediklerine katılıyorum bir insan hissetmediği bir şeyi yazamaz. en doğrusunu yapıyorsun =)