20100416

müsait bir yer.

bunu özleyebilirdim. inançlarımı, yollarımı, artakalanlarımı. şimdi bir gülümseyiş gerek bu hikayeye. mutluymuş gibi yapmalara gerek yok bundan böyle. zorlama. gözlerini kapat ve hissetmeyi dene.
sen küçük kız. şimdi bu var sadece. küçücük adımların var. önünde seçenekler, adamlar ve bırakılmışlıklar. artık dahasına gerek yok. daha fazla ihtiyacın yok kimseye. gittiler. gittiler ve bitti herbiri. şimdi bir gülümseyiş gerek. mutluymuş gibi yapmana gerek yok bundan böyle. zorlama. gözlerini kapat. ve hisset. dene.
bunu özleyebilirdim halbuki. dostlarım olmasını, bir sevgiliyi ya da normal bir hayatı. normal biriymiş gibi davranmayı ya da olmak için çabalamayı. ama gittiler. gittiler ve bitti herbiri.
bazen inanmıyorlar. bütün bunları hissedebileceğime. hissedebildiğime. halbuki onları bende var eden bu olsa gerek. inançsızlıklarına tapıyorum ben onların. tanrılarını seviyorum. düştükleri yerde ellerinden ben tutuyor gibiyim sanki. omzumda ağlıyorlar. bana yardım et diyorlar. ben kötüyüm. onlara verebilecek hiçbir şeyim olmadığını söyleyemiyorum bile. ben sizi iyi yapamam, benden bir şey beklemeyin diyemiyorum. onlar bilmiyorlar çünkü. onlar görmüyorlar ve onların ezgiye dair hiçbir halttan bir haberi yok.
tüm bunlarda bir acınasılık gizli işte. sonra o minibüsteki kız geliyor aklıma. müsait bir yerde inmek istiyor. sağa çekiyoruz sonra. bir gidişin müsait bir yeri olamaz diyemiyorum ona. müsait bir zamanı ve kişisi de aynı zaman da. neden bizi bırakıp gittiğini anlamıyorum. böylesi gerekiyordur belki de. mutlaka çok önemli işleri vardır. sorumlulukları vardır. onun bir yaşamı vardır. zorunlulukları. ve mutlulukları.
neden bizimle kalsındı ki? neden gitmesindi? biz ne vaat ediyorduk ona?
kafamda dönen binlerce çelişki. kendime gelmemi istemeseler ya benden. kendimi istemiyorum ki ben. kaçmak istiyorum. beni alın ve gidelim buralardan. kim olduğunuzun bir önemi yok. sadece gidelim buralardan ve bakmayalım birdaha ardımıza. bir kere de biz şu müsait bir yerde inelim. bir kere de biz çekip gidelim.
on yedi yaşımın en sancılı dönemlerini yaşıyorum. ama savaşmayı bıraktım. bir akışa kapılmak gibi bu. artık kimseyi sevmeyi bile istemiyorum. artık beni sevmelerini bile istemiyorum. bir zamanlar çok farklıydı halbuki. her şeyi yapabilirdim herkes için. şimdiyse elimde kalmadı hiçbir şey. ve bunun garip bir etkisi oldu üzerimde. kendimi izliyorum. insanları izliyorum. yıldızları izliyorum. ben yanınızda kalabilirdim. sonsuzca sığınabilirdiniz gözyaşlarınızla. üzerimize bir yorgan çekerdik bir peluş oyuncakla. sonra belki bir bira. belki bir kadeh bile atardık karşılıklı. mavi gözlerimiz kanardı sonra. yaşamlarımız karışırdı yaşayamadıklarımıza. ben sizi çok sevebilirdim halbuki. kalbimi ellerinize verebilirdim ve bunu olduğunuz kişi için yapardım hiç düşünmeden yapardım hem de. öyle çok şey yitti ki.

yasımı tutabilirler. 

Hiç yorum yok: