20100504

anlamsız

hala yazıp yazmadığım merak ediliyor kimileri tarafından. yazmıyorum, evet. şu son 3-4 aydır yokum. yani elimi eteğimi çektim her şeyden, içime tam anlamıyla kapandım ve birkaç insanla sürdürüyorum yaşamımı. olan oluyor, giden gidiyor. zaman geçiyor. ve yapabileceğim hiçbir şeyin olmaması her zamankinden daha hazin. sonrası deniz oluyor işte gözlerin. aklıma da istanbul geliyor. ben yürüyorum, ben çok yürüyorum kimi zaman ve biz bu hüznü bölüşebiliriz aslına bakarsan. bana kitaplar okuyabilir birileri, hayallerden söz edebilir ve ben sonsuzca dinleyebilirim. bu hayatı bu kadar ciddiye almaktır belki de sorun. yani biz ciddi insanlar değiliz kesinlikle. sürekli dalga geçiyoruz. yaşamdaki aksaklıklarla, saçmasapan insanlar ve davranışlarla, siyasetle, felsefeyle hatta var oluşlarla bile. tanrılarla bile. biz anlamı arıyoruz bu döngüde ve bu noktada her şey aslına bakarsanız çok ciddi. yine de bir kadeh şarap doldurabilirsiniz ve "neden?" gibi soruları hayatınızdan siktir ederek, yaşamı içinize alarak ve eksik bir orgazm yaşayarak, herbiriniz çokça mutluymuş rolü yapabilirsiniz. bu birçok şeye yarayabilir. yani insanlar size kanabilirler, ya da siz bile kendinize kanabilirsiniz ve bu yeni maske her zaman size çok yakışır. çok daha güzel bir kadın olursunuz ya da çok daha çekici bir adam. o değil de, bunlar beni hiç ilgilendirmiyor. hiç. neden söz ettiğimi bilemiyorum ve bilmek de istemiyorum. aklıma gelen her şeyi anlatmak istiyorum ben şimdi, tam da şimdi. ve bu sizi rahatsız edebilir. ne biçim bir insan olduğumu düşünebilirsiniz. buyrun, düşünebilirsiniz ve bu beni mutlu bile edebilir. beni sevmenizi ne çok dilerdim. ama bu umrunuzda değil, biliyorum. benim de umrumda olmazdı belki de. yani sonuç olarak ben kimim ki. kim olduğunu kendi bile bilmeyen biri. bir insan önce kendisini önemsemeliymişmiş. önemsemiyorum kardeşim. boku da ben yiyorum. sen niye zorluyorsun ki? çok mu umursuyorsun yaşamımı, acılarımı? sen de bok ye o zaman. sonra zaman değişiyor. öfkeler azaldı ve bir adam çıkageliyor. konuşuyoruz. yani adama diyorum ki, kim kime eşit kardeşim? hangimiz eşit şartlarda büyüdük? hangimiz neyi eş paydalarda gördük, yaşadık, bildik? yani adama diyorum ki, kardeşim, sen kimi kandırıyorsun? sonra çok gülüyorum ben. çok gülmek. ve ben. bana ne yaptılar böyle? şiirler okunuyor ve nedense tüm o şairleri anlayabildiğimi hissediyorum. herbiri beni sevebilirdi sanki ve. ve bilemiyorum. ben nedense en çok tiyatroculara aşık oluyorum. gözlerine bakıyorum onların ve evet haykıyorum, ben sizi anlıyorum! en az sizin kadar sahteyim çünkü. yani beni kim tanıdığını iddia edebilir ki? hiçkimse. hiçkimse tanımıyor işte. temelinde her şey basit ve ben bu basitliği bozmak istemiyorum ki, alın götünüze sokun, tek istediğim anlam katmaktı ve, ve evet batırdınız. umrumda bile değil artık. umrumda bile değil. hadi bana bir iyilik yapın. hadi beni ağlatın. uzun zamandır başaramıyorum bunu. ben insan olduğumu hatırlamak istiyorum. insana çalan bir şeyler hissetmek istiyorum. ve buna her şeyden çok ihtiyacım var. böyle konuşmak istiyorum. böyle saçmalamak istiyorum ama buradan çıkış olmasın istiyorum. bir labirente tıkılalım ve ben bütün dünyayı haykırabileyim yüzünüze! benim öfkem büyük. peki ya derdim ne? biri çıksın ve sorsun bunu bana. senin derdin ne desin. derdim sizsiniz diyim ben de. insan oluşunuz! sonra başım dönüyor ve biz yuvarlanıyoruz. her yer yemyeşil. kuşlar, çiçekler, böcekler. neden bu hayatı sevemediğimi çok iyi biliyorum. haydi, şarkılar söyleyelim. sesimiz bok gibi. ama olsun. söyleyelim. haykıralım içimizde kalan ne varsa! bak, yarın ölebilirim. yarın ölebilirim ve anlatmak istediğim şeyler hala burada, hala içimde. şimdi gidemem, bunu anlayamazsın ama şimdi olmaz işte. başımı döndür. başımı döndür ve bu dünya dursun. sana vaat edebileceğim güzel bir vücudum bile yok. şimdi bana aşık olmanın sırası değil. bu dünyada eksik kalan bir yanım ben ve sen bunu tamamlayamazsın. benim öfkem seni acıtır. sonra düşünüyorum, ağzım pis, küfürler ediyorum ve evet biliyorum beni küçümsediğinizi. bu bir noktada çok önemli, bir noktadaysa bir hiç sadece. yapabileceğim bir şey yok ve aslında yapabilecek öyle çok şey var ki. şimdi elimden tutsanıza, şimdi omzunuza yatmak istiyorum. şimdi kim olduğunuzdan zerrece haberim yok ama varlığınızdan da zerrece kuşkum. şimdi beni alın, şimdi dolaplarınıza saklayın beni ve koruyun lütfen. beni hayaletlerden koruyun. beni uzaylılardan. beni karanlıktan koruyun. beni yalnızlıktan. beni kötü insanlardan. beni kötü yaşamlardan. beni koruyun lütfen. şimdi sımsıcak olabiliriz. şimdi sizi sevebilirim buna gücüm olmasa da. gücüm olmasa da çabalayabilirim. hala insan olabilirim. beni bırakmak zorunda değilsiniz. gidecekseniz, neden geldiniz. ama hayır ezgi. hayır ezgi. aklıma sözlerim geliyor. "şimdi bu farklı bir olgu ezgicim. yani insanlar her zaman yalan söylerler. her zaman ihanet ederler. her zaman siktirip giderler. ve tüm bu eylemlerde zaten her zaman da haklıdırlar." diyorum kendime. neden bu kadar acımasızım. kendime karşı. neden bu kadar. acıma.sız.ım. ben. kendime. sonra bir resim bile yapabilirim. yani gidişini resmetmek o kadar zor olmasa gerek. hey haydi ama, lanet herif. hayali arkadaşlarım var ve biz her gece sevişiyoruz. elleri bedenimde geziniyor ve bu beni ağlatıyor. bu noktada her şey şiirselliğe kayıyor. bu noktada beni aldatabilirsin. yine de asla senin olmayacağım. hey, hey, bu bile beni ilgilendirmiyor. bunlar bile umrumda değil. dedim ya, sadece bir şeyler anlatmak istiyorum sizlere. bunları bilin istiyorum. bilmek istemeyeceğinizi bile bile. haydi, asi kız, kır şu kabuğunu. bu hayata neden bu öfke? anlat haydi asi kız. sana ne yaptılar. sana ne yaptılar. sana ne yaptılar. sana ne yaptılar. ezgi, susma. ezgi lütfen susma. ezgi susma. lütfen. bana yalvarmana gerek yok. bana hiçbir zaman yalvarma. bu çok iğrenç. ben tanrı bile değilim. ben biri bile değilim. susmamam için yalvarma bana. ismimi unutsalar ya. varlığımı unutsalar ya. dayanamıyorum. yürüyemiyorum bile bazen. ezgi neyin var diyorlar. bir şey yok diyorum onlara. geçti, diyorum. geçti. geçti. geçen ne ezgi? geçen ne? bir bok geçmedi işte. geçemez işte. tüm bunlar onları ilgilendirmez ki. istediklerini vermeyeceğim onlara. şimdi uyumak istiyorum. bir merdivene uzanmak boylu boyunca. zaten küçük bir kadınım ben. kahverengi saçlar, kahverengi gözler ve rengi bile olmayan bir hüzün. asi ve felsefik kız. kusmak istiyorum. keşke yanımda olsanız. keşke birkaç kelime.. sonra sussanız. keşke ben şimdi ağlamak istemesem yollar ve yaşamlar boyu. keşke normal olsa her şey. keşke sıradan olsa. neden yürümüyor bilmiyorum. neden gitmiyor bilmiyorum. keşke başka bir şehre taşınsak şimdi. hiç tanımadığımız adamlarla dans etsek, kusana dek içsek, sonra yine dans etsek, küfür etsek yaşamlara, kendini çok bir bok sanan insanlara, rutinlere, paralara, sekse, hüzne bile! keşke ağzımıza geldiğince savursak kelimelerimizi! keşke yaksak romanları, keşke söksek kelimeleri şiirlerden, eksildikçe çoğalsak keşke. keşke, keşke, keşke. neden hiçbir zaman mutlu olamayacağımı biliyorum. çünkü her şey oldukça basit ve aradığım anlam yok buralarda. bunu istedikçe de buna mahkumum. bu bu bu. neyden söz ediyorsun ezgi sen?  ben de bilemiyorum iç ses, ben bile bilemiyorum. sonrası ahmet telli oluyor. gidersen yıkılır bu kent diyor, kuşlar da ölür. daha fazla düşünmek istemiyorum. zihnimde kara noktalar var ve beni en dibe çekmeye öyle çok çabalıyorlar ki, bazen onları bile kıramıyorum. sonra güneş doğuyor ve daha yeşil. ben her sabah okuluma yürüyorum. merdivenleri çıkıyorum. yerdeki karoları izleyerek buluyorum sınıfımı. adımlarımı sayarak. sonrası duvar dibi, en arkanın bir önü. bu hiç değişmiyor. değişmeyen şeyleri sevmiyorum. beni sıram bile terk edebilmeli. yani binaların bile ayakları olmalı, onlar bile gidebilmeli! buna hakları var. ama bir karga çok güzel ağlıyor. çirkin kadınlar gibi. acıyı kalbinde hissetmek. onu yaşamak. bunu yoksun bir insandan daha iyi kimse anlayamaz. yoksun bir insan. annesinden, babasından, mutluluğundan, özgürlüğünden, kendinden, dostundan, sevgilisinden. bir acıyı eksik bir insandan daha iyi anlayamaz hiçkimse. şimdi başım ağrıyor. anlattıklarımdan. anlatmaya çabaladıklarım, ve saçmalıklarım. virgülden sonra ve bağlacı gelmemeli. ama ben gelmesini öyle çok istiyorum ki. sonrası tekirdağ sokakları. bir okul köşesi. ayrılık vakti. omzumda bir adam hıçkıra hıçkıra ağlıyor. beni bırakma diyor. acıyorum. ona çok acıyorum ama içimden ağlamak gelmiyor. kandırmak istemiyorum. yalandan hisler yaratmak istemiyorum. gitmem lazım diyorum. gidiyorum. ve bir daha bir ömür görmüyoruz birbirimizi. sonra başka kadınlar. başka ve güzel kadınlar. güzel ve boş kadınlar. saçmasapan bir eksiklikten çok daha fazlası. kendimi böyle tanımlayabilirim, evet. saçmasapan bir eksiklik. yani bir cisim bile sayabilirim kendimi. sadece birkaç şişe şarap istiyorum şimdi. sonrası size kalsın. sonrasını alın ve sizin olsun işte. beni mahvedebilirsiniz. yok edebilirsiniz. umrumda bile değil. daha fazla düşülemez bu noktada ve ben bununla övünebilirim. içimde beklentisizliğim. herkes vurdu. herkes yıktı. herkes geçti. ve şimdiyse hiç. şimdiyse kime inanabilirim ben? inanmak diye bir kavram bile kalmadı. şimdi üç beş kelimeden ibaretiz. adım ezgi. merhaba, ben ezgi. memnun oldum. evet çok memnun oldum seni tanıdığıma. sevgili saçmasapan eksiklik. sevgili hayali arkadaş. sevgili hiç. sevgili lanet olasıca. sevgili ezgi. susmanı ne çok isterdim. ahmet tellinin bile canı cehenneme. gidersem yıkılacağı falan yok bu kentin! kuşlarsa sapasağlam. artık yalanlara ihtiyacım yok benim! artık gerçekleri verin bana. vurun beni. yıkın beni. ezip geçin beni! artık ihtiyacım yok. yok. battı işte. batırıldı işte. şimdi ağlamaya bile ihtiyacım yok. uzaklara bir bakış atıp, yaşam ve insanlar adına hüzünlenebilirim. cem adrian dinleyebilir ve yedikçe kusabilirim. yaşadıkça susabilirim. şimdi kafka okurum, şimdi dostoyevski bile okurum. şimdi kanar bütün her yer. hepimiz jezabel oluruz. ve bu lanet bir huzur bile verebilir bize. şimdi bu kelimelerin zerrece önemi yok. ben sadece konuşmak istedim. sadece konuşmak. keşke anlatabilseydim. keşke anlatmayı ne kadar çok istediğimi bile anlatabilseydim. bir kadın duruyor önümde ve resim çiziyor. bütün dünya karakalem. peki ya parfümü? neden bu kadar kokuyor teni. neden yaşamı çağrıştırıyor. neden kolunda saat var ve sürekli sağa kayıyor bütün bir yaşam. halbuki devrim. ya devrim. neden her şey ütopya. neden durdurmuyorsunuz olanları. neden ağlıyorum. neden sevmediniz ki siz beni. neden gidiyorsunuz. hey hey durun. lütfen, şimdi, durun. neden depremler oluyor ki. neden karınları aç. neden o adam karısını dövüyor. neden o kadın buna katlanıyor. neden o kedi ezildi. neden güneş battı ve her yer soğuk. neden yollar var. neden güldünüz. neden. neden. neden gitti o. neden. gitti. o. sonrası bir ortaçgil döngüsü. mavi kuş, ve küçük kız. (virgül sonrası ve bağlacı) işte yaşam bu kadar hazin. işte yaşam bu kadar. işte yaşam bu. ağlıyorum. ağlıyorum ve buna sonsuz bir huzur veriyor. teşekkür ederim. her şey için teşekkür ederim. teşekkür ederim... her şey için

Hiç yorum yok: