20100519

bana bunu hayat öğretti.

şu taş-ötesi hatunlar neden aynı zamanda insanlık-ötesi olmak zorundalar? yani ne biçim bir adaleti var ki bu dünyanın, o hatunların birinde bile kocaman sivilceler ya da lanet olasıca uçuklar barınmıyor? ya da neden onların da elektirikleri, suları, bilmem neyleri falan kesilmiyor da, abuk subuk, yağlı mağlı saçlarla çıkmıyorlar dışarı? neden tanrı onlara bu derece kıyak geçmiş, işte ben onu anlamıyorum. hadi tamam, bacakları güzel, kıçları güzel, yüzleri güzel, saçları güzel, memeleri güzel, yani tamam her bi haltları güzel de bir yerde mutlaka bir sorun olması lazım değil mi? insanız lan sonuçta. ben anlamıyorum, bu hatunların karınları neden guruldamıyor, neden geğirmiyorlar? öyle sorunsuz bi hayat. o değil de, küfür bile etmiyo' bunlar. (ı ıh sevmem ben öyle şeyi)

zaten ben de sıçtıklarından ciddi manada şüpheliyim artık.

o da değil de, güzelliğiyle, taşlığıyla falan övünen insanlardan nefret ederim. ciddi manada, direkt olarak hem de. ha bu kendimi çok çirkin bulduğumdan vb değil kesinlikle. sadece aynaya bakıp "ay ben ne güzelim ya" diyen bi zihniyet çok itici geliyor bana. bir de bunların "şuram da şöyle", "memelerim de büyük zaten benim" diyen modelleri de mevcut, toplum içinde çok belirgindir böyleleri. anlamadığım, güzellik övünülecek bir şey değildir ki. sonuçta sen mi yaptın kardeşim? neyiyle övünüyorsun ki? tamam memen var senin. bacakların da sütun. aferin. ee, sonrası peki? neyime yaradı senin güzelliğin. senin neyine yarıyor? kimin neyine yarıyor? bana kalırsa, bu bir yanılgı sadece.

çok yakışıklı adamları da gördük. çok mükemmel hatunları da gördük. önemli olan içte barınıyor işte. kesinlikle içte barınıyor. şerefi, iyi niyetleri, hiçbir erdemi güzellik sağlayamıyor ne yazık ki. yine de aptal gibi kanıp duruyoruz tüm bunlara.

bana bunu hayat öğretti. bana içe bakmayı, bana çirkinliğin bir suç olmadığını, bana çirkin insanları aşağılamamayı, bana güzel adamları ya da kadınları pohpohlamamayı, hepsini hayat öğretti. en azından buna gerçek manada inanıyorum. inanırmış gibi yapıp, birini gördüğümde "insan mı bu" falan gibi iğrenç sözcükleri ağzıma almıyorum. ya da iki insanı karşılaştırırken güzelliği esas almıyorum hiçbir şekilde. ki bu çok önemli bir şey.

dışlanan çok insan tanıyorum. sırf yüzleri şöyle böyle diye. sırf şekilli kalçaları, dümdüz göbekleri ya da minicik ayakları, biçimli göğüsleri yok diye dışlanan bi tonu. çünkü böylesi bi düşünce egemen zihinlere. bir insan çirkinse onu direkt olarak eliyoruz, hani küçücük bir şansa bile sahip değiller bizim için. peki biz kimiz? hani şu kendini-hep-çok-güzel-sanan zihniyetleriz biz. peh, saçmalık.

kendini herkes güzel bulur derler ya. yok öyle bişey kardeşim. ben kendim hakkında aynanın karşısına geçip bir yorum yapma gereği hiç duymadım bugüne dek. ha bir şey giyerim bana yakışmış olur, beni daha hoş kılmış olur. ama burada bir daha sözcüğü barınıyor. yani çıkıp da "bakın, çok güzel oldum ya" diyebilecek bir yapım yok kesinlikle.

ben bunu önemsemiyorum. güzel olmayı. çirkin olmayı bile. artık iç dünyaları temel alıyorum. kesinlikle güzel bir ruhun yerini güzel bir beden tutamıyor. kesinlikle olamıyor bu.

Hiç yorum yok: