20100505

if you go away.

keşke bu kadar çok dahil olma çabasına girmeselerdi. keşke akışına bıraksalardı bir şeyleri. hesaplar sormasalardı ya da sorgulamasalardı. keşke elimden bir şey gelseydi. keşke durdurabilseydim. keşke dur diyebilseydim.

-"ezgi, üzgünüm. çok üzgünüm."

6 yorum:

beyazın istilası dedi ki...

Keşke yazı rengin siyah üstünde okunabilir bir renk olsaydı...
keşke bu kelime hiç hayatımızda olmasaydı...

~melody~ dedi ki...

"keşke"...
siyahın istilası sanırım bu... susmalı mıyım peki sence? susmalı mıydım peki?sence..

beyazın istilası dedi ki...

hayır, hayır; susma sakın!! siyahın istilasından çok; siyahın yası gibi; yazı rengin beyaz olsun; siyahları delip geçen.... isyanın sesi...

~melody~ dedi ki...

bu en büyük çabam, inan bana. hissettiğimce boyanıyor işte beyaza. kimi zaman. kimi zamansa çok fazla solgun, biliyorum. ama bazen de düzeltmek gelmiyor içimden. akışa bırakmak istiyorum. sorgulamak istemiyorum. sorgulanmak istemiyorum. bazen bunu ben seçemiyorum çok dilesem de. çok dilesem de. ben hayatıma kabuk ördüm, korumalarım var. beyazlar daha çabuk kirlenir siyahlardan.. benim siyahta sabit kalışım belki de bundandır. yeniden kirlenmekten korkmak. yeniden yara almaktan. yeniden düşmekten kalktığım yerden.

biz bu hikayeyi çokça irdeleyebiliriz, yargılayabiliriz, bölebiliriz, parçalayabiliriz. peki ya iç dünyaları. onlara nasıl sözümüzü geçirebiliriz sevgili beyazın istilası...

bazen nerede yanlış yaptığımı bilmeyi çok istiyorum. seninse sıcacıklığın var. samimiyetin var. bir insanı tanımak sanılanın aksine zor değildir. içini görebiliriz dilediğimizde. ve senin bu aitliğin var. bu iyi yanın. bense diğerlerinin aksine pek göremiyorum içimi. her şey çokça bulutlu. yani çoğunlukla yağmur var ve önümüzü görmek bile rutin değil çokça buralarda. öylesi zamanlarda kelimeler çıkmalı diyorum içimden, bu zehir böylece akmalı. yoksa örülen o kabuk, yaşama normalmişgibiyapma maskeleri, hepsi, hepsi boğuyor beni. en çok da insanlar. yani bu yazılanlar bi kaçışsa. bi kurtuluşsa... belki de o kadar kötü değildir.

bazen ben bile anlayamıyorum kendimi. ama çok zorlamak istemiyorum. yani basit yargılardan kaçınıyorum özellikle. çünkü insanlar bunu çok yapıyor. çünkü bu çok kısıtlayıcı ve artık keskin ayrımları attım ben hayatımdan. büyüdüm. belki de bu anlamlı gördüğüm şeyler bile çok anlamsızdır, bir gün bana da böyle gelicektir bana belki de, ama şu yaşadıklarım boyunca, şu yaşamlarım kadarınca ben inanmıyorum buna. bu bir yaşam kavgası. bir iç dünya. yani buradaki kelimelerin hiçbiri öylesine söylenmiyor ezgi'ye göre. içteki ezgi'ye göre. onu böylesi acınası kılan budur belki de. kimi zaman.

ben, senin anlayabildiğini biliyorum. narin dokunuşlar, kırılgan kelimeler seninkiler bana karşı ve bu oldukça güzel. teşekkür bile edilebilir.

evet evet, teşekkür ederim sevgili beyazınistilası. umarım saçmalamamışımdır. saçmalamıyorumdur ya da.

beyazın istilası dedi ki...

saçmalamıyorsun kesinlikle, belki biraz fazla takılıyorsun... şunu bir denesen iyi gelebilirim belki; içine bakmasan bu kadar kendinken, kendi dışına çıkıp başka biri olsan ve o başka biri olarak içini izlesen, bıksan ondan, dalga geçsen, elini tutsan yanına almayı denesen... yük etmesen içini kendine de onunla beraber aynı ağırlıkta yürüsen... hayat daha mı kolay olur ki? yaralarımız hep kanıyor zaten, kanama durduğu anda başka bir yara açılıyor... birde üstüne zaten kanayan yarayı kanırtmak, biraz kendine kasıt gibi sanki... ben denedim oldu...yazda da kışta da acı aynı acı...

~melody~ dedi ki...

sen harikasın.
bu iyi geldi. gerçekten deneyebilirim. bir itici güç beraberinde. güneşin tene teması. rüzgarın getirdiği çam kokusu. ve hiç düşmeyen birkaç yıldız beraberinde. sıcacık gülümseyebilirim kendime, belki de. teşekkür ederim... çok teşekkür ederim.. kendimden içime bakmamak.. dışa çıkmak ve öyle izlemek.. evet, evet.. işte bu..