20100519

lav hörts.

abi, anlamıyorum şu lanet dili. tamam, dinliyorum, ediyorum, hatta söylüyorum bile ama ne anlama geliyor tüm şu lanet kelimeler, hiçbir bok belirmiyor kafamda. yine de çok anlarmış, çok içlenirmiş gibi yapıyorum öylesi zamanlarda. havalı bişiy gibi duruyor ağzımda sözcüklerim. milletin de "oov ne kuul hatun lan" diye düşündüğünü falan da sandığım yok da. öylesi paranoyak değilim. (lan keşke paranoyak olsaydım. şizofren olsaydım. hayali arkadaş istiyorum ben) neyse neyse, ne diyordum ben. heh şu lanet ingilizce. çok garip şekillerde çeviriyorum ben, aslında otu anlatan bir şeyi boka dönüştürebiliyorum ve eminim ki bu büyük bir yeteneğim olduğunun göstergesi. bir de öğrendiğim kelimeleri sürekli unutuyorum. örneğin bir through (ya da nasıl yazılıyorsa o işte) kelimesi var. on milyon kez sözlükleri karıştırıp, millete ezilip büzülerek sorup, kısaca binbir dert çekerek öğrendim şu lanet kelimeyi, ama yok, şimdi sorsan ölsem bilemem. ya da bir each sözcüğü. aynı şekilde bu da her defasında fıtık ediyor beni. milyon tane ingilizce şarkı dinliyorum, milyon kere dinliyorum ama herifin teki ilk dinleyişte bağıra çağıra ötüp durabiliyor o kelimeleri ama ben sadece birkaç kelimeyi mırın kırın ederek ağzımdan çıkarabiliyorum utanç içinde. neyse ki etrafımda kör cahil insanlar mevcut, en az benim kadar onlar da şu lanetten bir bok çakmıyorlar ve bu yüzden dediğim gibi kuul hatun olma ihtimalim bile var onların gözünde. kıhkıh. bir de beni entel dantel bir şey olarak görüyorlar ya, bayılıyorum buna. yani iki üç şey anlat, iki üç tartışmaya gir ve elinde kitap tut, birkaç da ingilizce sözcük mırıldan, al sana entel dantel, kültür abidesi olmanın en kolay ve kısa yolu. neyse ben çizgimi böyle sürdüreyim de. belki bir gün öğrenebilirim şu lanet dili. ha bir de telaffuz olayı var ki onu hiç sormayın. abi, içimden süper şakır şakır söylebildiğim kelimeler, bir sunum esnasında, bir parça okunumu esnasında dişlerimde takırdıyor ve her seferinde yamuk yumuk şekillerde söylüyorum kelimeleri. içimde aslında ben biliyorum da rahatlığı olsa da, ı ıh olmuyor işte. (özgüven eksikliği diyo' çok bilmiş amcalar buna işte) sonrası koyu bir hüzün hali. ama ingilizce küfür etmek gibisi de yok hani. yani bir fuck you all yahut sunshine in my arse derkenki zevki çok nadir şeyde bulabiliyorum. ahah işte tam da bu yüzden öğrenebilmeliyim şu dili. şimdi incubus-love hurts çalıyor. hırs yaptım, çeviricem düzgün. hatta eşlik bile edicem lan!

öperim seni blogçum. hatta, kiss miss işte

Hiç yorum yok: