20100519

-turn the page!

kendimi müthiş enerjik hissediyorum. tam olarak saat 11.44'te, ozan adındaki sevimsiz yoginin sarsıntılarıyla uyandım (abim olur kendisi). "yaaa bi git lan!" gibi zilyon sövüşüme rağmen beni rahat bırakmadı ve en sonunda kendisiyle boğuşmak zorunda kaldım. sonrasında uyuyamadım zaten. tıkındım, diyetimin yine-yeniden ilk günüydü çünkü ve bu kez sahiden de kararlıydım. torrent manyağı sevimsiz yogi, okan indirmiş bissürü bissürü. sevinç çığlıkları attık, biraz yürüyüşe çıktık, tıkınacak bir şeyler daha aldık ve eve dönerek saatlerce okan izledik. bazen sıkıldık, bazen güldük, bazen geyik yaptık, bazen tıkındık, bazen uyuduk, bazen daraldık. yine de içimde bir enerji hissediyordum ve program bittiğinde, yolda'yı okumaya devam ettim. yüz üstü yatarak, bacaklarımı duvara dayayarak, kıvrılarak, yerde oturarak, türlü garip şekillerde bi ton sayfa okudum ve hiç sıkılmadım. bu arada arasıra yaşar kurt'un fırt emin şarkısını söylüyor ve hayattan gerçek manada zevk alıyordum! bir de öyle pis bir şekilde canım buz gibi bir bira çekiyordu ki. yine de bu isteğimi bastırdım ve buraya gelip bunları karalama ihtiyacı hissettim içimde. bu gece uyumama kararı aldım. yolda'yı bitiricem çünkü.
biliyor musun sevgili blogçuk? en ağlamam gereken zaman dilimlerinden biri bu ama ben görebileceğin üzere mutlu bile hissedebiliyorum. çapsız ve amaçsız bir yaradılışa sahibim. ahaha. kendimi böyle tanımlamak hoşuma gitti. hayır, hayır lan, kafam güzel falan değil. tüm bunlar delice içimden geliyor. kitap okumak, şiirler karalamak, yürüyüşlere çıkmak, filmler izlemek, uyumak! hepsi delice içimden geliyor.
merhaba, sevgili yeni hayat; biliyorum, biliyorum, ben de seni seviyorum. (öha ama)
olala o zaman!

Hiç yorum yok: