20100622

00:17

canım acayip sıkılıyor. nasıl olduğunu algılayamadığım bir şekilde lanet bir sinek ayağımın altını bildiğin emdi. onu bulmak ve çeşitli işkenceler yapmak istiyorum. içimdeki son sevgiler tükendiğinden beri, korkunç bir insana dönüştüm. kitap okuyamaz oldum. müzikleri kaldıramaz oldum. kimseyle konuşmayı ya da evden çıkmayı falan istemez oldum. bilemiyorum. canım acayip sıkılıyor.


00:22
bundan tam 6 saat sonra çıkacağım yürüyüşün tek sorumlusu benim. depresif yanlarım beni öyle sabit kıldı ki, ayrıca bir de dana gibi yememin de bunda önemli bir payı var, acayip şiştim. yürümeliyim, koşmalıyım, mümkünse kimseyle karşılaşmadan, metal müzikler dinleyerek sabahın 6'sında, insanların kötü bakışlarına hedef olarak ve gülümseyerek mutlak bir hüzün eşliğinde bütün bir dünyaya, kilo vermeliyim.


00:24
telefonum önümde, hayvan gibi bir ekranı var. milyon özelliğe sahip. neye yarar diyorum. tüm bunların anlamı ne? bu telefonun anlamı ne? bundan yıllar yıllar sonra, gerçek manada bir hayata sahip olduğumda, ne bir evim olacak, ne bir telefonum ve bir adım bile kalmayacak geriye. şimdi bir şiire gönderme yaptım. çok mu gerekliydi bilemiyorum ama öyle amaçsızım ki, içimden geldi. aslında tüm bunların anlamı olmadığını düşünüyorum. anlamı olmadığını bile bile tüm bunlardan bahsetmek niye, hiç bilemiyorum. bugün birçok film izledim, bugün bir kitap bitirdim ve bugün sinekler ayağımın altını emdi. bir sinekle seviştiğimi düşünsene. nedense bunu hayal ettim şimdi ve öyle saçmasapan bir insana dönüştüm ki, hayal gücüm sınırlarımı aştı, gerçekleri yıktı yalan bildiklerim ve kavramlar yitti. dünya teklemeye, insanlar birer birer silinmeye başladı hayatlarımdan ve varsayımlarımdan. korkuyorlar benden. hey, hey, lanet dünya! korkun benden!


00:29
anathema dinliyorum. mail atmış birkaç kişi ve cevap yazamayacak derece hissizim. aslında bu bir yalan. hissiz falan değilim. neden yalan söylediğimi de bilemiyorum. aslında yalan da söylediğim yok. ne diyorum, neler oluyor. ne, ne, ne. soyut şiirler yazsak ya şimdi. şimdi unutsak, şimdi çekip gitsek buralardan. peki nereye? nereye değil, nasıl. peki nasıl? yolda olarak. yolda kalarak. bir yere varmayarak, bir yerden gitmeyerek bile. sabit. aynı anda hep bir akışta bulunarak. gökyüzü gülebilir bu halimize. sevgilim, nerdesin. öyle merak ediyorum ki. şimdi gel ve bacaklarımı okşa. bacaklarımı değil gözlerimi. gözlerimi okşayabilecek bir sevgili. neyse ki hala hayali arkadaşlarım terk etmedi beni. sevgilim. nerdesin. ne iğrenç bir sözcük grubu. itici bir cümle. hadi ama, iç sesinim ben senin. bu kadar sorgulama.


00:34
sol ayağım uyuştu. in my sleeping diye bir şarkı çalıyor fonda. yatabileceğim bir yatağım halen yok ve koltuğumda bile birileri uzanmış. şimdi yerde bir çift çorap duruyor öylece. fırlatılıp atılmış. çoraplardan hoşlanmam. bunlara ayrı bir sempati duydum nedense. benim gibiler çünkü. fırlatılıp atılmış. yatakları dolu, koltukları bile dolu. ötelenmiş, basit şeyler, bir çift çorap deriz sadece. sadece bir çift çorap işte. yok içmedim ben blog. kendimdeyim. öyle bir kendimdeyim ki. her neyse.


00:37
bütün insanları tanımak isterdim. dünyanın her bir köşesini görmek isterdim. her şeyi görebilmek, en küçük bir şeyi bile atlamamak isterdim. eşit değerler sunmak isterdim. herkesin derdini, herkesin fikrini duymak isterdim. sevebilmek isterdim. sevilebilmek. dim.

geniş mi oldu bu zaman şimdi, geçmiş mi, bilemedim.


00:40
bir kumsalın en insansız bölgesini seçtim ben hep. sanki utanır gibiydim her seferinde. sanki soydukça bedenimi, fikirlerimi de açık ediyordum ve bu insanlar bir şeyleri bilebilseler, inanın beni katledebilirdiler. sanki ben bundan korktum hep. korktum ben evet, hep.


00:42
artık insanlardan sıkıldım. aşklarından, acılarından, okullarından, evlerinden, sıkıntılarından, sevinçlerinden. konuşmaya değer gördükleri şeylerden sıkıldım. tüm bu saçmalıkları anlatmayı ben de biliyordum oysa. ama istediğim bu değil. istediğim bu değil ve kendime yemin ederim ki, ve olduğum olabildiğim her şey adına yemin ederim ki, bu hayatta istemediğim hiçbir şeyi yapmayacağım. kim ya da ne için olursa olsun, istemediğim hiçbir şeyi yapmayacağım. artık, sıkıldım.


00:45 
nedense durmak bilmez bir içdökümüne ihtiyacım var. ışıklar açık ve bir sinek takılmış gibi, aynı döngü dahilinde aynı şekillerde hareket ediyor her seferinde. tam bir gerizekalı. bir yere varmamak, yine de yormak kendini. bu çok insana dair be sevgili sinek. siktir git şimdi.


01:05
susadım. mutfak yan tarafta ama kalkıp gitmek öyle zor geliyor ki. daha bir roman incelemem, hakkında bir kritik yazmam gerekiyor. ne ara bu kadar yoruldum, bıktım. ölmüşüm lan ben. bi sarsılmam gerekiyor, yakında belki ege kıyılarına doğru yol alabilirim. denize falan girerim. yine kumsalın en insansız noktası. gerçi artık öyle olacağını sanmıyorum. artık iyi durumdayım. evrenselleştim ve bir beklentisi olmadığında insanın, hayalkırıklığı da yaşamıyormuş. bazen düşünüyorum böyle şeyler işte. bazen böyle saçmalıyorum ve çoğu kez zaten sadece ben ve ben oluyoruz. bu yüzden pek bi sorun yok. yürüyorum, konuşuyorum, yemek yiyorum. bedenimi şimdilik sadece bu sinekler arzuluyor ve ben de gece gündüz onlarla sevişmeyi hayal ediyordum zaten. kısaca delirdim. çok da konuştum, yeter.



01:10
neyse neyse, iyi geceler blog. öperim.

Hiç yorum yok: