20100606

burn, burn, burn

02:01. neden bilgisayarın başında olduğuma dair en ufak bir fikrim yok. yorgunum. uyumak ister gibiyim ama uyuyamayacağımdan da emin gibi.. bir garip. sıkıldım ben senden blog. senden sıkılmadım aslında. kendimden ve bu hiçliğimden. ya bebeğim, olmuyor işte, aklıma hiçbir şey gelmiyor, hiçbir şey de hissetmiyorum. keşkeleri var tüm bu cümlelerin. bunu anlamanı beklemem. şimdi yatağıma gidicem. müzik dinlerim herhalde. belki de kitap okurum. dalarım herhalde. dalarım ne ya. dalırım. dalırım olmaz asıl. ahah her ne boksa, o işte. bence ben çoğunlukla saçmalıyorum. saat 02:04. neden burada olduğumu hala anlayamıyorum. bazen çok saçma bir insana dönüşüyorum. bazen de acayip sağlam biri gibi görünüyorum. halbuki bu dünyadaki çoğunluk yanılgıdan ibaret. yollarım yok ve yürümüyorum da. nefes al. nefes ver. nefes al. içinde tut. tut. bırak. yaşamak basit bi eylem, bunu kim inkar edebilirdi? he işte böyle edebi cümleler bile kurarım. gecenin ikisinde(ve altı geçe). şimdi burası karanlık, bilgisayar da acayip ötüyor ve yat hadi ezgi, gibi çeşitli dırdırlara karşı mücadele veriyorum. karanlık olduğu için (bakmadan yazabilitem var gerçi) yine de şu noktalama işaretlerini yapabilmek adına eğilip bükülüp iyice uğraşmam gerekiyor. canımı daha da sıktı bu. bazen kendime çok gülüyorum. ağzımı da düzelticem sanırım, az evvel amına koyayım yazıp sildim, utandım çünkü. bir blogda ağzı pis hatunlardan hoşlanılmadığından bahsedilmiş, ben buna pek hüzünlendim. neyse, aman. bana ne ki. banane. ya da ayrı. ne fark eder. başım ağrıyör. canım edip cansever çekti. of, öyle tahrik ediyor ki bu kelimeler beni. öyle parçalıyor ki içimi. hele şu aşağıdaki şiir. gömüldüm bildiğin. neyse ya, bu konular da sıkıcı. en iyisi gideyim ben. dönerim sanırım bir ara. hoşça kal bebeğim. saat 02:10.

4 yorum:

Peyton Sawyer dedi ki...

" neden bilgisayarın başında olduğuma dair en ufak bir fikrim yok. yorgunum. uyumak ister gibiyim ama uyuyamayacağımdan da emin gibi.. bir garip." aynen öyle!

Begbeg dedi ki...

kim demiş ağzı bozuk hatunlardan hoşlanmıyorum diye. boşver sen onları burası senin blogun senin yazıların. kimse seni beğenip beğenmemek zorunda değil. içinden geldiği gibi yaz çünkü güzel yazıyorsun. :)

Jude dedi ki...

peyton sawyer, ne bok bi ruh hali o dimi..

begbeg, teşekkür ederim! bu iyi hissettirdi. beğeni gibi duyguları önemsemiyorum aslında. sadece bu kendimle ilgili. ya bir şeyler hissediyorum, bir şeyler düşünüyorum. kendimi bu insanlara anlatmak ister gibiyim. anlatıyorum, çabalıyorum, zorluyorum. sonra bir an gelip beynimi ve hissettiklerimi bir güzel beceriyor, ya öf diyor bana, amma sıkıcısın, onlara ne ki şimdi tüm bunlardan. sanki hep aynı döngüde öyle gidip geliyorum ve başka insanlara bok atıyor olsam da, bunun suçlusu olarak kendimi görüyorum. bu yüzden sanırım bu cümlelerim. bak bak yine oldu, dırdır, amma konuşuyosun be hatun dedim kendime ve susasım geldi birden. :) ama cidden iyi hissettirdi. şu bozuk-ağızlı-ben-gibinsi-hatunlardan hoşlanmayan çok biçok kişi battı gözüme. kara listemdeler gerçi de, bi an cidden kötü hissettim. ama bu bi tutku gibi, vazgeçilir mi. lan demezsem yaşayamam sanırım. ahah. boş bir insan olmak da böyle olsa gerek. öyle işte sevgili begbeg. cümlelerim yuvarlak, ne anlattığımdan ben bile emin değilken, hala utanmadan konuşuyorum.

teşkürler yeniden, saygılar efem
:)

Begbeg dedi ki...

rica ederim mutlu ettiğime sevindim. lafı uzattığını da düşünmüyorum çünkü bu senin tarzın, senin stilin. bende blog yazarken insanların okuyup eleştireceklerini düşünüyodum baktım sonra kafayı yiyorum sürekli bi beğendirme içindeyim ego problemine dönüştü, nolursa olsun anasını satiyim istediğimi yazarım isteyen okur isteyen okumaz dedim. şimdi bi laçkalıktır gidiyor. ciddiyeti bozdum. :D
neyse burayı chat ortamına çevirmeyelim.
görüşmek üzere. :]