20100715

kahverengi kadın.

ne güzel yalanlar söylüyoruz birbirimize
duymak için daha çok yaklaşmalısın


adaçayı içelim. simitler atalım. bir arada olalım. konuşmak, susmak. ve insana dair bütün fiillerden sıyrılalım. sen sen ol mesela. ben ben olayım mesela. bu çok mu zor. kimbilir. belki.
ben genel olarak hiç sinirlenmem. çok damarıma basılmadıkça, çok üzerime gidilmedikçe ya da kaldıramayacağım türden bir şey işitmedikçe. insanlara gülerim genelde. komiksiniz derim. geçerim.
geçemem belki. ama geçmiş olurum işte. üzerinde çok durmam.
kendi içime kapanırım. böylesi daha iyi hem. dokunamıyorlar. birçok adamla seviştim, ama hala dokunulmamış bir içim var benim, 
kimbilir, 
belki
aslında söylediğim her şey koca bir yalan. ve en gerçek. bizler bundan ibaret değil miyiz. eksik yazılmış bir oyunun, yitip giden sahneleri. ucuz bir şarap. bayat bir bira. kullanılmış prezervatifler. açılamayan kavanoz kapakları. takılan bir cd. paslanmış bir anahtar. bizler bunlar değil miyiz. bundan ibaret.
kimbilir, 
belki
şimdi sert müzikler dinliyorum, kendimi kaybederek danslar ediyorum
dünyadan vazgeçip dünyaya varıyorum
birden sövüyorum, heey merhaba dünya, gel de sik bizi
sonra utanıyorum, uslu, minicik bir kız oluyorum
saçlarım kahverengi
gözlerim kahverengi
ölü bir ışıkla ve sonsuz bir inançla bakıyorum
heey merhaba dünya, ben geldim
diyorum
sonra
utanıyorum
nedense herkes yalan söylüyor gibi geliyor bana. nedense herkes bir sahteliği yaşıyor sanki. kimse kim olduğundan haberdar değil ve bizler sıradandık. haydi şimdi barlara gidelim, geceyi yaşayalım ve kötü insanlar olalım
sonra güneş bile doğabilir, romanlarımızı alır hayal dünyalarımıza çekilir ve olmayan insanlarla müthiş bir doyuma vararak sevişebiliriz bile
belki de hayat çok fazla soyuttur
belki de çok fazla somut
insanlara şunu sormak istiyorum, kim, neyi biliyor? kim neyi sahiden biliyor? ben küçük bir kadınken, ben şimdi normal bir aile üyesi, bir evin küçük, sevimli kızıyken, ben şimdi aykırı bir arkadaş, bir dostken, kimileri için hiçbir şey ya da kimileri için her şeyken, sahiden, bana dair bir şeyleri kim biliyor? hangisi?
ben cevabını da verebilirdim bu sorunun, hiçbiri
şimdi bu çok farklı şekillerde algılanabilirdi
halbuki yaşıyoruz ezgi
bizler çok güzel yaşıyoruz
sorun yok
sorun sahiden yok
sadece başımız döner belki, belki ayaklarımız takılır eşiklere, tutunmak zorunda kalırız düşmemek için
sorun değil
ama sorgulamamız da gerekir
bizler.. bilemiyorum. kendimi sanki. çok fazla kendim gibi hissediyorum. yani bu dünyanın apayrı bir sokağı gibi. girilip dönülemeyen bir şey gibi. çıkmaz bir sokak. bir serseri mayın. çok fazla can yakıyorum. insanlar beni kurtarmak istiyorlar. halbuki kurtarılmaya ihtiyacım yok. kurtarılmaya ihtiyaçları olanlar onlar. gibime geliyor. halbuki ben çoğunlukla yanılıyorum. bilemiyorum
ama sorun değil
sadece 1 sene. 1 sene sonra, başarabilirsem eğer, buralardan çekip gidiyorum. nereye ya da kime olduğunu bilmediğim bir gidiş bu. ama sıfırdan başlayabileceğimi biliyorum. güçlü bir kişilikle, daha fazla yıkılmadan ve artık bir hiçten çok daha fazlası olarak
bir dönüşüm beraberinde
döngü dahilinde
artık keskin virajlara sürerek büyük hızlarla adımlarımı
kim olduğumu bile unutabileceğimi biliyorum
gülümsüyorum işte, tam da böyle
filmler izliyorum, kitaplar okuyup müzikler açıp danslar ediyorum
ben bir yolcuyum diyorum sonra
bitmeyen bir yolun, kendine varmaya çalışan yolcusu
her yola sapabileceğimi biliyorum
herkes olmaya öyle yakınım ki
şimdi uslu, sessiz bir kız olabilirken en diplerde sürüklenen uçuk bir kadın da olabilirim
ama bunu birilerinin etkileyemeyeceğini de biliyorum
sadece kendim seçebileceğimi
o gücü hissedebiliyorum
ve şimdiyse sadece belirsiz
hangisinin bana doyum verebileceğini bilmediğimden
herbiri olmayı seçiyorum
bu beni çoğulluyor
iç dünyam giderek çok daha fazla büyüyor ve ben henüz burada birini yer yokluğundan dışarıda bıraktığımı hatırlamıyorum
hayat güzel, evet güzel sevgili ezgi
bir şeyler yaşayamasam da, kendimi çok fazla kötü ya da boktan bir durumda var saysam da
biliyorum ki hayat sahiden güzel
şimdi sevebilirim çünkü
şimdi koşabilirim
şimdi hayaller kurabilirim
şimdi gerçeklere toslayabilirim
ve bunların hepsi artık benim ellerimde, biliyorum
önüme kattığım engeller, ardına sığındığım bütün bahanelerim çekip gidecek bir gün
belki yenileri gelicek ama ben biliyorum ki beni bundan çok daha yalnız kılacak bütün bunlar
sorun değil
kendi başıma var olacağım! demiştim bir gece yarısı, henüz küçüktüm
ama bundan vazgeçmedim, hayatımda bir tek bundan vazgeçmedim
büyüyeceğim dedim
onların hatalarından dersler alacağım ben..
denedim, çabaladım, kendimi yırttım ve anca bu hale gelebildim
oradan nasıl görünüyor bilemiyorum
ama kendi adıma birçok şeyi başarıp bir çoğunu batırdım
ben de insandım, herkes kadar
sorun da olmadı hiçbir zaman ya
bilemedim
ben biraz böyle biriyim. deli. uçmuş. ne dediğini kendi bile bilmeyen edebi bir tip. genel olarak saçmalar, çok fazla düşünürüm. şimdi hava öyle sıcak ki. üzerime yapışıyor bütün hislerim. müzik dinliyorum. ruhuma yararı çok.
anlatıcak çok şeyim varmış gibi hissediyorum, sana
bilemiyorum, bilemiyorum, bilemiyorum
umarım çok ürkütücü görünmüyorumdur
ya da sıkıcı, bilirsin..
ama patates kızartması, adaçayı ve simitler
bu çok hoş bir hayal
çok gerçek ve güzel
olsun bir gün. beni bunlar yaşatıyor. biliyorum ki sadece bunlar
1 yıl sonrasına dair umutlar, zamanın getirdiği ve hala götürmeye devam ettiği onca şey gibi
beni bunlar yaşatıyor
biraz zaman diyorum. artık vazgeçemeyeceğim hiçbir şeye sahip olmadığımı biliyorum, kaybetmeye dayanamayacağım hiçbir şeye sahip olmadığımı
çünkü zaten, çoktan yitirdim
ve sadece zaman geçiyor
hadi, yaşlanalım sevgili ezgi
zaman ne de güzel geçiyor
hayatı ne de güzel yaşıyoruz
şimdi birkaç iz var işte, tenimde öylece, kaskatı
sanki yitirdiğim her şey üzerime yapışmış
sanki istemiyorum
sorun değil ki
ben mutlu bir kadınım
ben minik, mutlu bir kadın
sorun da değil ki
hava sıcak ve 2010 yılındayız
bu ayın son günü doğumgünüm
insanlar şöyle haykırıcak, biliyorum
ezgii, iyiki doğduun!
ezgi öldü, hangisinin haberi var ki, bunu onlara anlatamazsın
ama yasımı tutabilirler
sorun değil
şimdi bir mezar bile bulabiliriz bedenlerimiz için
ruhlarımız önemsenmiyor nasılsa
bense şimdi senin ruhunu görüyorum, ki bak bu çok güzel
çok yaşama dair
sıcacık bir his
karmaşık cümlelerimden vazgeçeceğim yakında
bir daha ki konuşmamızda
duru ve açık olmam gerekir, ki korkma benden
bu beni üzerdi
susuyorum şimdilik sevgili ezgi.. gülümseyelim,
hepveberaber

13 yorum:

C3Moi dedi ki...

hepsi tamam güzel hoş ama şu adaçayı'nı değiştirsek daha baştan herşeyi bozmasın

Jude dedi ki...

ahah neden sevmiyor musun? :)
bu yaptığım bir konuşmadan alıntı.. bir şeye cevap niteliğinde yani.. o yüzden "adaçayı" ile başlıyor.. :)

yoksa ben de hiç adaçayı içmedim hayatımda, bunu da yeni fark ettim :)

Adsız dedi ki...

"bitmeyen bir yolun, kendine varmaya çalışan yolcusu.."

selam sana yolcu..

çıktığın bu yolda, kendine benzer suretler, sesine benzer sesler, kokuna karışmış kokular belki seni ulaşman gerektiğin yere ulaştığın hissine kaptıracak. İnanma onlara ! bu yolculukta zaten asla ulaşılacak bir son durak yok. Kendin olarak çıkıyorsun ve yolun sonunda bambaşka biri oluyorsun. Yorucu gelebiliyor, kolay gelebiliyor. Ama bu yol..işte şu üstüne bastığımız, üstünde yürüdüğümüz, koştuğumuz bu yol..Her şeyin tek sorumlusu. Kimimizin yolu eğimli, kiminin ki dik..kiminin ki kısacık, kiminin ki sonunu sürünerek tamamlayacak kadar uzun.. Tek bir şey var. bu yolu çekilir kılabilen. Bu yolu daha yürünür kılan. Ama bu tek bir şey aslında herkes için de geçerli olan bir şey değil belki. Bilemiyorum. Ama yanında birisi ile yürümek bu yolu.
Evet..Tek çekilir kılan bu.
Bu bir aşk olabilir
bu bir dostluk öyküsü olabilir.
her ne olursa olsun iki kişilik olmak şartı ile.

birhan keskin'in dediği gibi;

Yol uzun, güzergah zorlu; ne demeliyim?
Zarif kardeşim benim, Seni aldım yanıma, ikizimi almış yürüyor gibiyim.

Sana yıldız, sana güneş mi demeliyim?
Günümde hayret, gecemde hayret istedim..

Yer yer senin gibiyim ben, yer yer kendim..

..İnsan olan yerlerim çok ağrıyor, Olsun..
Yine de sen kapanma.. şu sıra benim,
Yerine bırak ben incineyim.

böyle diyen bir yol arkadaşı bulabilmek ümidi ile. Bu yola çıkan herkese selam.

t.s.

Hegesias dedi ki...

Somut ve gerçek hayatlar, soyut ve gerçeküstü insanlar. Sorun, birbirine asla karışmayacak unsurun gayet saçma bir şekilde aynı kaba konulmasında. Yoksa ne diye kaybolalım romanların, hikayelerin ve bilhassa şiirlerin içinde? Ne diye temas etsin bedenimiz yabancı bedenlere? Her şey bir yana, ne tuhaf şey insan denilen mahlukatın, kendi iradesiyle nefes alması?

piktobet dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
Jude dedi ki...

anlatmak istediklerimin vurucu bir özeti olmuş bu söylediklerin. aynı kapta çalkalanmaktan başka bir şey de yapamıyoruz ya. soyut varlıklar olarak kendi hayatlarımıza bile teğet geçiyoruz çoğu kez. bir şeyler oluyor. bir şeyler sürekli oluyor ve bu yapılmasıgerekenler ve hayatadınagerçektenistenenşeyler hiçbir zaman bağdaşmıyor. bana her şey çok zıtmış gibi geliyor nedense sevgili hegesias. sanki bizler kendimize bile çok fazla zıttız ve bilemiyorum bile. bu gerçeküstülüğün üzerine yapışıyor bir şeyler. gerçekler. belki gerçekler. ama bakıyorum şöyle bir, kimileri etbeden olarak da yaşıyor. kimileri gündelik hayatlarında ya da hayatın somutluğunda bile var olabiliyor. belki de fazla düşünmek, bir öte'yi aramak, beklemek ve en kötü şekliyle görebilmek, insanı gitgide vardan yok'a iten bir şey. bizi kim neye itiyor? ya da biz nereye ne şekilde itiliyoruz. geçirdiğim zamana tutunamıyorum bile. sadece geçiyor. yaşadığım hayata tutunamıyorum bile çünkü baktığımda ellerimi göremiyorum. baktığımda ayaklarım var olmuyor ve her şey buharlaşıp uçuyor sanki. arada bir aynalara bakıyorum ve eksilen yanlarımdan ötesini göremiyorum. eksilen yanlar. somutun soyutla çarpışımı. ah büyük buhran. sonrası hazin bir bölünüş, etbedenler tarafından uğratılan yıkımlar ve aynı kapta savaşımlar yüzünden yaşanan büyük sarsıntılar. hepimiz düşüyoruz.

bense şöyle düşünüyorum, aklımı ya da ruhumu uçucu bir varlık gibi görmek adına, insanları artık görmezden gelerek ve bütün bir somutlukları, sadece yaşama bir anlam katmak adına verilen uğraşıların hepsi saçmasapan. bizler bile saçmasapanız mesela ve evet. sadece bitmeyen bir yolda yürüyoruz bitebilmesi dileğiyle. bir gün biyere ulaşamayacağımızı bile bile. ya da takılıp düşerken yoldaki her bir taşa birer birer. büyüğü küçüğü fark etmeden yüreklerde ya da zihinlerde açılan yaraların acısı bir şekilde aynı oluyor ve sadece yapışıyor. yaşlar, yaşamlar ve bütün bir dünya. bütün insanlar üzerine yapışıyor. bir zaman sonra varım bile diyebiliyorsun ama var olmak içinse her şey fazlasıyla geç. sen bir dumansın işte. bir sigaradan sızıp duruyorsun öylece. uçuyorsun ve birilerinin başı bile dönüyor sayende. belki birileri kafayı buluyor birileri senden tiksiniyor birileri sana bayılıyor. yani belki bir hiçsin. belki hersin ama sen bile sensin işte. var ya da yok, iyi ya da kötü, hiçbir kavrama sığdırmak istemiyorum artık hiçbir şeyi. böyle hatalı ve karmaşık cümleler kurarak, aslında söylediklerine sadece katıldığımı belirtmek istiyorum ama. bilirsin. bazı insanlar da böyledir işte. konuşur. durur. ve. susarlar.

teşekkür ederim.

Jude dedi ki...

piktobet, bu uğraşı için teşekkür ederim. katlandırdığım zahmet için de özür. daha da büyütürüz efem. zaten pek bi yazı gibi de değil bu. çirkin bişey işte.

Jude dedi ki...

t.s, sana yolumun sonunu göstereceğim bir gün. bu konuda iddialı yaklaşımlarım mevcut. ve büyük beylik laflarım. benyanlışadımlarattığımıbildiğimbuyoldabile, yürümek adına büyük uğraşılar verebildiğim için tam da buradayım işte. ötesi yok.
hep gel, konuş böyle.

birhan keskin'i de ayrı bir severiz.

unsigned char dedi ki...

kaybetme bu ruhunu.

Jude dedi ki...

içime dokundu bu cümle. inandığım son şey bu, sevgili unsigned char.

teşekkür ederim.

Hegesias dedi ki...

Çıldırış bu, düpedüz çıldırış. Bir şişe şarap için sevgili Jude; belki size bir çıkar yol gösterir sarhoşluğunuz ve belki de o yolun en kestirme halini benimle paylaşırsınız. Bulmanızı dilediğim korunaklı sığınağınızın şerefine...

Jude dedi ki...

ah, ne güzel dilekler bunlar. bu geceki bütün kadehlerim size gelsin öyleyse sevgili hegesias. kendimi kaybettiğim ölçüde bulabilmek dileğiyle.. keşke şimdi birkaç adım ve birkaç adam sonrasında bile, ardına sığınabileceğim bi liman edinebilseydim kendime.. belki de yaşamak çok daha basit bir eylem olurdu. ruhumsa inciniyor. düpedüz çıldırmak bu.

belki de çıkmaz değildir bu yollar, sandığım kadar. olduğu, olabildiği kadar. belki de gözlerimiz kapalıdır bir şekilde. önümüzü, ardımızı görmeyi reddediyoruzdur. belki. de. deseler ya sevgili hegesias.

şarap ve dolunay. ah. mutlu bir yaşamdı bu.

Jude dedi ki...

cemoi, adaçayı, hasretin çayıymış hem.. :) söylemeden edemedim.