20101030

yeni hayatlar, endişeler, sorgular.

dün, biriyle tanıştım. on sekizindeydi. roman yazıyor olduğundan söz etti. bütün cesaretimi topladım ve "ben de bir şeyler yazıyorum" dedim. dikkatini çekmiştim. ne üzerine yazdığımı sordu. cevap veremedim. omuz silktim. "zaten önemli ya da profosyonel şeyler değiller" dedim. bunu söylerken kendimi çok bir bok hissettim nedense. eve döndüğümde bütün özgüvenimin sarsılmış olduğunu fark ettim. birilerinin beni "bir şey" olarak görmesini istiyorsam, önce ben kendimi "bir şey" gibi görmeliydim. yine de kendimi "bir şey" gibi görmek için, "bir şey" olmak gerekiyordu. ne yapsam, nasıl yapsam diye düşündüm durdum. en sonunda yazdıklarımı birilerine göstermeye ve tepkilerini değerlendirmeye karar verdim. bu düşünce beni heyecanlandırdı. hatta uyumama bir süre için engel oldu. verebilecekleri yanıtlar beni yıkabilirdi. her şey için hazırlıklı olmalıydım. çünkü huyumdu. bir işte iyi olmadığım sürece, o işi yapmam mümkün değildi ve yazmak da yaşamak demekti bir yandan. yani bu insanlar beni öldürebilirlerdi. yine de benim zaten kendime inanmıyor olmamdan ileri gelen güvensizliğimden ötürü, belki direnebilirdim. gerçekler yanılgılardan her zaman için çok daha iyiydi. odamda yüzlerce sayfa barınıyor şimdi. dokundukça ellerimin titrediği. herkesten kaçırdığım, en yakınlarımdan sakladığım kelimelerim. benim dünyam. bunu yapabilir miyim, kendimi, yeniden birilerine açarak, yeniden kendimmiş gibi davranarak, önlerinde çırılçıplak soyunabilir miyim? buna gücüm var mı? buna gücüm var. ama güvenim? o yok işte. sahiden yok.
merakla bekliyorum gelecek günleri. neler getirebileceğini.
ve hayatımda belki de ilk defa,
ölümden bu derece korkuyorum.

9 yorum:

Müsveddenin Teki dedi ki...

bugün aynı düşünceler geçti kafamdan, yıllardır yazıyorum, tek satırımı birine göstermiş değilim.. güvensizlikten tamamen.. tabi karşısında çırılçıplak soyunma ayrı bi konu.. hem iyi yazdığımı düşünmüyor hemde kendimi göstermekten korkuyorum..

Adam dedi ki...

korkacak, çekinecek hiçbir şey. kişi denemeden, yanılmadan bir iş başaramaz. başkalarının eleştirileri de onu yıkmamalı. hayat bu kadar kolay yıkılamaz. bence yazmaya devam etmelisin. türünü belirlemek, hangi alanda ağırlıklı olacağın ise sana kalmış.
kalemine kuvvet egodrama. :)

piktobet dedi ki...

o kağıtları yakmak için içinde dayanılmaz bir istek varsa, iyi bir şeyler yazmış olabilirsin gerçekten.

Atze dedi ki...

Ne zordur soyunmak. Ve ne kolay bıçak sallanır çıplak olana. Onca yaraya rağmen yine teşvik eden çıkar soyunmaya. Çıplaklarsa bir de ellerine bakar tanıştıkları insanın. Çok içtendi okuduklarım sevgili Jude, devamını dilerim.

Sevgiyle...

Jude dedi ki...

müsveddenin teki, korku en anlamsız duygu olsa gerek, bunu fark ettim. bir şeylerin üzerine gitmek, gerektiğinde gerçeklerle yüzleşmek, kimi zaman savaşmak, nerede olduğunu, nereye varmak için çaba gösterdiğini anlamak.. o kadar da zor olmamalı-ymış :) ben bunu yakın zamanda öğrendim ve. belki yazıyor olmak. belki hiçbir şey olmamak. o kadar da önemli değilmiş aslında. kendine güven çok önemliymiş de. ben edinemedim bu hissi bir türlü ya, neyse :)

adam, en büyük destekçim. çok teşekkür ederim sana zaten. :)

piktobet, yazdığım her şeyi yok ediyorum. yakarak olmasa da. sanırım kendimce iyi bir yazarım başkalarınca hiçbir daim öyle olamayacak olsam da. önemi yok gibi bir şey. :)

atze, ne de güzel söylemişsin. ne zordur soyunmak diye. ve ne kolay bıçak sallanır çıplak olana. ne kolay saplanır o çırılçıplaklığa bütün bir harfler. bütün yollar. bütün şehirler. bütün bir yüzler. iç dünyam burada işte. kalbimi de açıyorum sonra. bir de sevgi dileniyorum kimi zaman. ellerimle. yazıyor. ellerimle. seviyor. ellerimle acıyorum. içtenlikse bu. ki ben kendime yalancıysam en çok. belki de bir dünyayı yeni baştan kurmak gibi bu. gündelik hayattan koşarak uzaklaşmak. ya da ne bileyim. kendim olmak gibi bu aslında. içten olmak. devamını ben de diliyorum.

"sevgiyle", çok teşekkür ederim :)

azul dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
azul dedi ki...

kelimelerime şahitlik ettiğiniz her an, ben daha çok yaşıyorum. diyorsun..

yaşamana yardım etmemize izin ver.
ölümden ilk defa korktuğunu söylemişsin. ölmemek senin elinde işte.

kelimelerine güvendikçe, kendine güvenen cümlelerin, kendine güvenen cümlelerin oldukça da kendine güvenen bir sen.
her şeyin başı, içinde olup biteni döktüğün kağıtları yahut word belgelerini, seni anladığını düşündüğün bildigiğin ya da seni anlayabileceğine inandığın kişilere göstermek. bu başlangıçın sonunu kötü bir yere çıkması mümkün değil.

PufidooT dedi ki...

Sen yüreğini koyuyuyorsun yazarken, ölüm daha gelmez yanına ama sadece yüreğinle yazdığını birilerine göstermek kalmış ki emin ol sevecekler....

Jude dedi ki...

yüreğimle.. evet tam da böyle..
sevmesinler, sorun değil ki. anlasalar yeter, dediğin gibi..
teşekkür ederim.