20120301

ironi

bir paket sparta. bir buyuk de kozel.

caninin nasil yandigindan bahsetti biraz. sustu sonra. her seyin her seyden bagimsizligi gibi. uzerine cokmus kokularindan arindi once.
biraz da yalan soyledi. insanin kendine uzakligini sordu sonra. aynalar da olmasa insan en cok kendi yuzune hasret kalirdi. ama simdi de dogru bir acidan degil.
kendini herkesin gordugu sekliyle gormeyi bir turlu basaramiyor. cunku insan oldugunu biliyor ve bunun ne kadar acittigini. bir gun bir bara oturuyor. biranin ucuz,
insanlarin suratsiz oldugu ve herkesin gelen yabanciya degisik gozlerle baktigi. derin bir cukura girmis gibi hissediyor kendini.
ama artik eski korkulari yok. artik cok bir seyden cekinmiyor.
annesini ozlemiyor o digerleri gibi. bir sekilde kendini sevdirmeyi herkes icin basariyor. ayakta kalacagi kuskusuz.
sadece birazcik cani yaniyor ve birazcik da yalan soyluyor.
ama ruyalar goruyor. herkesin gorduklerinden cok farkli degil. herkesten cok farkli hicbir sey yapmiyor zaten o. cunku herkes gibi ve herkes kadar oldugunu biliyor.
insanlarin hayatinda buyuk izler birakmiyor. insanlari kendine hayran edemiyor.
tanrinin onu bir yerlerde birakip sonra kalan islerine bakip unuttuguna inaniyor. cunku mistik herhangi bir deneyimi yok.
karanliktan korkmuyor, karanligin getirebilecegi seylerden de, cunku dusundugunde aklinda hicbir sey canlanmiyor.
sadece biraz huzunlu. halbuki kucuk seylerden mutlu olmayi da biliyor, insanlari sevmeyi de. o an geldiginde her seyden vazgecmeyi de.
 butun bunlari cok duygusuz yapiyor ama cok duygusal en aslinda. sadece kendi yuzune hasret.
sonra yetiniyor. avuciclerine bir goz atiyor once.
herhangi bir hastaligi oldugundan hicbir doktor bahsetmedi. once beynini, sonra ic organlarini, en son da rahmini
inceleyen hicbir doktor, ona olumcul bir hastaligi oldugundan, cektigi sancilarin sebeplerinden, varligindan dahi bahsetmedi. tibbin henuz bu kadar ilerlemedigine
inaniyor 21.yy da yasasa dahi. ama sonra yetiniyor. bildikleriyle ve bilecekleriyle. insanlarin ne dusunduguyle ilgilenmiyor, insanlarin nasil yasadigiyla ilgileniyor
o sadece. sonra kucumsuyor. elinde olmadan, bilinc disi bir seyleriyle. halbuki freud'a inanmiyor. nietzche'i var onun kuskusuz. ama yine de ondan uzak durmakla
iyi ediyor. ondan ogrenebilecegi seyler yeni degiller. beyninden cok onceleri gecmis, kendini hangi cukurdan dogrultup da buralara vardirdigina kendi bile inanamiyor.
insanlari sasirtmadigi olcude sasirtici biri aslinda. ama onunla kimse ilgilenmiyor ve bu onun icin olusabilecek en rahat yasama sekli. herkesten uzak, herkese yakin
oldugu olcude. elini uzatsan dokunabilecegin bir yerlerde olur hep ama, kimse onun nerelerde iz surdugunu asla bilemez. bir gizemdir o cok insan icin. insanlarin
metafizik olculerde, yatakta alabildigini alip, diledigince kullanip, sabahinda cekip gittigi ve bir daha ihtiyac duyana dek aramadigi biri. halbuki o kirginlik ya da
utanci hicbir zaman tasimiyor. bir seyler hissedebildigi her ani, insan olabildigi icin kutsuyor. ki buna en cok aci dahil. ve cok zamandir mutlu ya da mutsuz herhangi
bir his duymuyor. boyle zamanlar onu korkutuyor. cok baska bir boyutta hissedebiliyor o korkuyu. kendine disaridan biri gibi bakabildigi, ama kendini bilen biriymis
gibi bakabildigi zamanlarda. hicbir zaman icinde bir seyler olusmuyor, sadece genel yasamak, onu acidan korudugu gibi, gercek manadaki bir yasama fiilinden de uzak
tutuyor.
-burada bir dip not dusmek gerek. insanin hayatindan duydugu kuskudan once, insanin varligindan duydugu kusku gelir. sen yoksan, hayatin yoktur, hayatina
giren insanlar yoktur. bunlar hakkinda hissettigin seyler, bunlarin sana hissettirebilecegi seyler yoktur. insan varligindan kusku duyarsa, hayati altust
olur. boyle biri hayatin gerekliligi varsayilan duzenden, duzenin getirdigi yasama seklinden uzaktir, boyle biri bu hayatta tutunamaz. hukuk kurallarindan,
trafik kurallarina dek, bir insana duyulabilecek icten duygular haricindeki, yeri geldiginde yapilmasi gerektigine inanilan o tavirlar, yapmacik, yapisik,
tiksinc sahte herhangi bir sozcuk ya da bir gulucuk, bu insan butun bunlari yapamaz. bunlar icin cabalamasi bile, dunyadaki en yorucu seydir.-


kendini anlatsaydi, boyle anlatirdi G. yazarlik adina bir egilimi ya da bir yetenegi yoktu. yani bunun uzerine hic dusunmemisti ya da hic yonlendirilmemisti.
okudugu kitaplardan oykunmelerle, farketmeden biriktirdigi alinti cumlelerle. yapabilecegi sadece buydu. butun bu cumleleri karaladigi kagidi saatlerdir
elinde tutuyor ve korku dolu gozlerle, bazen de huzunlenerek sadece bakabiliyordu. bir kadini boyle hayal etmek. kendiymis gibi, kendini anlayabilirmis gibi hayal
etmek, kendi yasadigi gibi, kendi hissettigi gibi, gibi gibi'lerle birini kendine benzetmek, dunyanin bir kosesinde, ayni kendi 'gibi' birilerinin de olabilecegini
hayal etmek onu cok milimetrik anlarda dahi olsa iyi hissettirebilen tek seydi. alkolun verdigi etkiyle ve hayati uzerine yogun dusunmenin verdigi bulaniklikla
birlikte yuzunde garip bir ifade olusmustu ama bu ifadenin saatlerdir sahibi oldugundan haberdar degildi. yarattigi o kadina sahip olabilmek icin neler vermezdi.
ayni umutsuzlugu tadan, ayni mutsuzlukta yasayan iki insanin diger insanlarla kurabilecegi imkani olmayan birlik, simdi, bu iki kisi icin ne kadar ideal ve ne kadar
mutluluk verici olurdu. ama oyle biri yoktu. belki de vardi. dunyanin herhangi bir kosesinde, belki de, o da ayni seyleri hayal ediyor, o da yasadigi hayati bir
kagit parcasina -kelimeleri sece sece, yanlis anlasilmalara musaade etmemek adina uzerinde dura dura, kalemi gucsuz bir elle tutarak, ve belki de o da kozel icerek-
dokuyor ve 'belki de'.. aptal olduguna inandigi bu dusunceyi yarida birakti ve bir kufur savurdu. oyle bir hayat yoktu. oyle bir hayat varsaydi da cok uzaktaydi.
ulasamayacagi kadar uzakta. diger insanlarin karakterleri hakkinda dusunuyordu. insanlar ya titiz ya da temiz olabiliyorlar, ya hircin ya da uysal davranabiliyorlardi.
kendini dusundugunde herhangi bir sifata ulasamiyordu. kotu dusuncelerden cogunlukla uzakti. yani etik olarak bir kotuye kotu olarak yaklasip bunun hakkinda duyulan
kotu hisleri paylasmasi disinda, akliyla herhangi bir yere varmiyordu. kiskandigi, tiksindigi, nefret ettigi ozel birine sahip degildi. bunun yaninda, sahip olmak
istedigi, ona mutluluk veren, onu guvende hissettiren herhangi biri de yoktu. insanlari neyle ve nasil kucumseyebildigi uzerine dusunmeye basladi bunun sonrasinda.

1 yorum:

Adsız dedi ki...

http://www.youtube.com/watch?v=mXbMqSbjwFs

istanbul:)