20120805

04:30

                                                 b.t.'ye. yeniden ve sonsuza dek

"peki ya bu şarkı ne zaman bitecek?

hayatın kaygıları adına, seni içlerine alan kadınlar, hayatına girdiğin kadınlar, tarafından mutlu edildiğin birileri

peki ben ne kadar daha bekleyeceğim seni?

yıllar geçiyor. üzerimdeki kıyafetler değişiyor. cebimdeki para azalıyor, cebimdeki para artıyor. tırnaklarım uzuyor. büyüyorum. konuştuğum konu, kurduğum cümle değişiyor. kilom değişiyor. evim değişiyor. uyuduğum yatak, yediğim yemek, okuduğum kitap değişiyor. beynimdeki düşünce büyüyor. küçülüyor. kavgalar ediyorum. birilerini kaybediyorum. bir şeyler kazanıyorum. mutlu oluyorum.

her şey gidiyor.

aynı renkleri sevmiyorum artık. aynı adamlara aynı açgözlülükle bakmıyorum. aynı sevişmiyorum. aynı müzikleri dinlemiyorum mesela. aynı şiirleri okumuyorum.

peki sen her zaman neresinde kalıyorsun hayatımın? her sürecinde, her gittiğin yerde, her geldiğin yerde. peki nasıl şeyler oluyor da, birilerini bir şekilde sevmek her zaman mümkün olabiliyor?
daha ne kadar bekleyeceğim seni. üşüdüğümde mi geleceksin. yoksa sıcaktan bunaldığım bir günde mi?

beni beklediğin bir yer vardır belki, bir ülke. hiç bilmediğim yerlerin adlarını sırasıyla kazıyorum zihnime. bir bir. burada bulamıyorum seni. belki oradasındır. birinin gitmesi gelebileceği anlamına gelir. geleceği anlamına diyemiyorum. ama oralarda bir yerlerde olduğun muhakkak. saat 3'ü geçiyor. hayır 9'a daha yakın. zamanla baş edememiş insanlar. onu ölçebileceklerini varsaymışlar. halbuki seni görebileceğim düşüncesi saatlerimi saniyeler gibi yiyiyor, seni göremeyeceğim düşüncesi beni bir saniyenin içine hapis kılıyor.

anne, seni çok özlüyorum

seninle gitmediğimiz yerlerin listesini tutuyorum. her seferinde liste o kadar uzuyor ki. görmediğimiz sinemalar. sana varlığından haberdar olmadığın kitaplardan bahsetmek istiyorum. sana jane'i anlatmak istiyorum, beni nasıl etkilediğini, hayatımın nasıl değiştiğini gör istiyorum.
ellerimi sevmezdin. neden böyleler derdin her ilgini çekişinde. hoşuna gitmezdi bu. küçükler derdin. sanki sen hiç büyümeyeceksin ya da insanlar büyüdüğünü kabullenmeyecekler sırf da bu yüzden, hiçbir zaman. hoşuma gitmezdi bu.
arıyorum seni. bütün kombinasyonları değiştirerek, bilmediğim numaraları arıyorum. belki sen çıkarsın diye. belki tanırım seni. sesin değişmemiştir. hem değişse bile ben anlarım. bilirim kiminle konuştuğumu. "anne" derim. "neredesin söyle, ben gelir alırım seni" çok uzak ülkeler söylesen de bana, çok yüzyıllar öncesinde ya da sonrasında olsan da, bulurum yolunu, gelir ve alırım seni. saçlarına dokunurum.
anne ben neden saçlarına dokunmadım hiç senin?
yeni diller öğrendim. yeni yemekler. yeni insanlar tanıdım. bana iltifatlar edildi anne. bana küfürler söylendi. sen olsan, nerede duracağımı daha iyi bilirdim. böyle sevişmezdim belki anne. varlığın benimle olsa. böyle sevmezdim belki de.

şimdi döngünün çok dışındayım. artık bu oyun onların oyunu anne. onların birileri var. aşkları var, sevgileri var, nefretleri var, okulları var, işleri var, karıları kocaları var, paraları var, onların ya da herkesin bir hayatı var anne. bense bu döngünün dışına fırlatılmış gibiyim. sanki benim için bir şeyler çok önceden bitmiş. sanki birileri benim yerimi de uygun görmüş kendi yerinin yanına, kendime ait bir alan bulamıyorum içinde yaşayabileceğim. küçük bir kutum var. kırmızı bir kutu. belki hayatımı bunun içine sığdırabilirim demiştim ama düşüncelerim öyle büyük yerler kaplıyor ki, hiçbir hacim bunu içinde barındıramıyor. vücudumu bu kutulardan herhangi birine sığdırmak, ya da hırsımı, ya da isteklerimi, beni bir yerde yaşıyor kılamıyor anne. ben de bıraktım kırmızı kutuların peşini. hayatı kovalamayı bıraktım sırf yaşayabilmek adına. öylece durayım dedim. öylece izleyeyim olanı biteni. bir şeyler olsun. birileri ölsün. birileri sevsin. birileri gelsin birileri gitsin. ben şimdi öylece bakar oldum anne. beni ittikleri çekiştirdikleri yerlerde bulundum. ama orada olamadım anne. sanki bir tecavüz gibiydi olanlar. herkes ne istediğimi sormadan işini bitirdi ve çekip gitti. ve ben hissizlikten ölebileceğim duygusunu çok tattım. beni çekmiyordu olan bitenlerin hiçbiri. ben bu eylemlerin öznesi olabilecek biri değildim. sorundu bu anne. beni döngünün dışına fırlatıp atmalarını sağlayacak bir şeydi bu, kullanılmayan ya da işe yaramayan bir çöpün bir yerden aşağıya ya da bir çöp kutusuna atılması gibiydi. sanki eti yenmiş tavuk kemiklerinin, tabaklardan arta kalan salçalı sosların, eskimiş, pis bir temizlik bezinin, içi boşalmış konserve kutularının, ıslanmış kokuşmuş bir karton kutunun yanında yer alan bir şeydim öyle, herhangi bir fark olmaksızın. hissettiğim boşluğun değerini biçemedim ki birilerine gidip ne kadar derine inebildiğimden söz edeyim. bunu yapabileceğimi duymaları, köstebek olmamı gerektirirdi. ya da çok profesyonel bir dalgıç. ki bir şeyler verebileyim onlara. çok nadir bulunan bir deniz altı bitkisini ya da bir köstebeğin çok derinlerde yaşamasını normal kılabilecek bütün göstergeleri. insan mezara yaşamını gömemez anne. ölüsünü gömer. şimdi ben senin yaşamını arıyorum orada burada. boş tiyatro salonlarında, rus edebiyatında, televizyonda çıkan çok popüler bir dizinin figüranlarında, masalarda ellerdeki iki çarşaf okunan gazetelerin arkalarında arıyorum seni. yürüyorum bunun için anne. bakıyorum bunun için. ayı biraz daha görebilmek için daha çok eğiliyorum penceremden. belki oradasındır. saçlarını tanırım çünkü ben senin. çok uzaktan da olsa. dokunamadım ya. ben tanırım.

mezarına gitmedim anne. mezarına gitmem. beynimin içinde yaşıyorsun, öyle filmlerdeki gibi güzel elbiselerin de yok, bulabilsem şimdi seni, cebimdeki son liraları, oraya buraya sakladığım, koyup da unuttuğum bütün bozukluklarımı çıkarırdım şimdi, sana kırmızı bir elbise alırdım. etekleri dizlerinin üzerinde. bileklerini görmeliydi insanlar anne. bu bilekler kimseyi öldüremezdi çünkü. bu bileklere aşık olunurdu. iyi bir insana aitti böylesi. kahverengi saçların senin ve senin esmer tenin. biz birbirimize hiç benzemedik anne.

öldürme beni de bu gece. hadi bak bu şarkı da bitti.
seni sonsuza dek seviyorum. sonsuza dek, önce ve sonra.

kızın"





2 yorum:

crazywomanrosemary dedi ki...

Sanırım döndün..:))Hoşgelmişsin..:))
yine uğrarım yorum için:))

Jude dedi ki...

evet, döndüm. teşekkür ederim (: