20121007

çıkış noktası

insan yapmayacağı bir şeyi, hiçbir koşulda yapmaz. iyi, kötü, belki de en kötüsü olduğunda dahi. insan bir şeyi yapıyorsa, onu yapabilecek biridir. sadece o şartın gerçekleşmesi gereği söz konusu. belki ondan önce değil ama o sınırda 'bunu yapabilecek birisi'. ve bunun bir savunması yok. birini öldürmeyecek biri birini öldürmez. "ama şöyle, ama böyle"ler bunun bir gerekçesi olamaz. şimdi, yüzeysel konuşmalarda dahi insanın verdiği insani tepkilerle bütün bunlar ölçülebilir. "bütün bu pislikleri toplayıp yakacaksın, asacaksın, keseceksin" tarzı cümlelerin herbiri de bir hitler'in çıkış noktası. "ama onlar şöyleler, böyleler"li hiçbir başlangıç ardından gelecek eylemleri doğrulamıyor.

siyasi noktalara değinmek bir süredir uzak durduğum bir konuyken. hümanistim adı altında saat 3 sularında pastanelerde toplanıp kahve içen, türlü şekerlemeler yiyen bu insanların, iyide iyi, kötüde kötü oluşları beni çok güldürüyor. insan, kendiyle çelişmemeli. ortadaki yanlışı, o şeyi yok ederek ortadan kaldıramazsınız. o insanı, o maddeyi, o şeyi yok edersiniz yalnızca. fikirler orada öylece kalırlar. fikirler kaldıkça büyürler hatta. bir şeyleri değiştirmek mi istiyorsunuz? zihinleri değiştirin. eğitin. okullarda yalnızca matematik ya da din öğrenilmesin. bakalım, eğitim neymiş. "bireyin davranışında, kendi yaşantısı yoluyla, eğitimin amaçlarına uygun ve kasıtlı olarak istenilen yönde değişme meydana getirme sürecine eğitim denir. eğitim bir süreçtir. eğitim sürecinde, kişinin davranışlarının istenilen yönde değiştirilmesi amaçlanmaktadır. eğitim süreci yaşam boyu süren bir öğrenim sürecidir. davranışlarındaki değişme kasıtlı olarak gerçekleştirilmektedir. eğitim sürecinde bireyin kendi yaşantıları esastır." gibi gibi. çok hümanistsiniz. insanı seviyorsunuz. böyle cicibici laflar ediyorsunuz. ha o zaman: silahla değil, kitapla savaşın. ki güldürmeyin onu bunu. ya da ben faşistim deyin. insanları çelişkilerinizle yormayın.

birini aldatan biri. birine yalan söyleyen biri. kaçan biri. kovalayan biri. umursamaz biri. çok umursar biri. hiçbir şey öznel nedenlere bağlı olarak gelişmiyor siz kalkıp da "bakın ben bir şeyim" dediğinizde, gerçek manada o şeyseniz, hiçbir şey bunu etkilemiyor. ama kalkıp da beylik laflar etmek yerine, her öznel durumda bambaşka biri olan, her kapı aralığına sıkışabilecek türden biri olmayı da göze alabilirsiniz. bakın size daha kolay bir yaşama şekli.

ben artık "birşeyistim"lerle "şunubunustumlar"la bir yere varılabileceğine inanmıyorum. insanlar insandır ve başkadırlar. başka düşünürler, başka yaşarlar. aynılık formalardır, kesilmiş sıfır numara saçlardır, giyilen postallardır, takılan armalardır, verilen selamdır. ama farklılık zihindedir. o aynılık, vatan aşkıyla tutuşup kendini buna adamış, buna dair her şeyin zerresinden mutluluk ve gurur duyan insanı da barındırır, orduya, millete, devlete inanmayan bir anarşisti de. bırakın artık şu insanın kandırılma isteklerini. bir zayıflıktır bu, gerçekle yüzyüze gelebilecek cesarete sahip olmayıştır. tarafından aldatıldığım bir eş, bir sevgili, bunu bana söylemeli. söylesin. keşke söylese. ben de bunu bilir ona göre alırım kararlarımı, bunu bilir ona göre hareket ederim. görüşünü benden saklayan biriyle ben aynı masada oturuyorsam, ben görüştüğümü sandığım kişiyle değil, bambaşka biriyle o masada oturuyorum demektir. o anda o masada olmamız hiçbir şey ifade etmez.

farklı görüş kötü, farklı yaşayış kötü, farklı millet kötü. farklı hayat kötü. bir tek siz güzelsiniz, bir tek siz cicisiniz zaten. bir tek onlar bok zaten. bırakın artık şu katı hayatları. reddetmeyin, yok saymayın diğer seçenekleri daha fazla. sıkıcı oluyorsunuz. eşçinsel biri eşcinsel biridir. adam öyleyse sana ne zararı var. senin onunla ettiğin arkadaşlığa ne zararı var. ama ona zararı var bu reddedişin. insan neden kendi olamasın! insan neden söylemeyesin içinde biriken şeyleri. bırakın artık şu ayakları. sizin dininiz sizin dininiz. sizin siyasetiniz sizin siyasetiniz. ha çok dediğim dedikseniz, ha çok inanıyorsanız görüşlerinizdeki mantığa, paylaşın onları, ama suçlayarak değil, yok sayarak değil, "ben böyle düşünüyorum" "sen ne düşünüyorsun" diyerek ikna edin birbirinizi. bana sorsanız ben ikna etme girişiminde bulunmam. dokunmam insanlara. bırakın dokunmayı, sizin gibi hırpalamam. yok etmem. öldürmem.

kaç kişiyi öldürüyoruz bu yüzden. kaç kişi olduğu kişiyi bastırmakla, gizlemekle uğraşarak ömürler tüketiyor. o adamları içinize aldığınız gibi, o kadınların içine girdiğiniz gibi, girin o hayatlara ya da bırakın girsinler hayatlarınıza. cinsel bağlamda sevimli olan eylemler, o farklı bedenlerle bir olma hissi nasıl hoş görünüyorsa, işinize gelmediği ölçüde hem de bu da böyle olmalı.

ben çok sıkıldım artık.




Hiç yorum yok: