20121003

dream your life, live your dream

melabalar.
rutine bağlayabilecek bir hayata dönüş yaptığım için yeniden, inanılır olmayan bir şekilde mesudum. sabahın bir körü uyanıyorum. çay demliyorum. sırf kahvaltı etmek için kahvaltı ediyorum. giyiniyorum. buna çok özen gösteriyorum. saçlarımı uzun uzun tarıyorum. test kitaplarımı alıyorum. dersaneye yürüyorum. dersaneye girmiyorum ama, önünden geçiyorum öyle çok başka yerlere giden insanlar gibi, bir ya da iki sigara yakıyorum bir sokak arasında. şanslıysam oturuyorum. geleni geçeni izliyorum. sonra dersaneye giriyorum. "günaydın" diyorum. "günaydın" demiyorlar genelde. herkes kendi halinde oluyor sonra ben gülümsüyorum. yerime oturuyorum. test kitabımı açıyorum, soru çözüyorum. bu böyle gidiyor. tek başımayım ama bir topluluğa dahilim. ben konuşmuyorum ama birileri birileriyle konuşuyor ve bütün bunlar beni mutlu ediyor. çünkü "bir hayat"ım olduğundan söz edebiliyorum artık. "şunu bunu yapıyorum" diyebiliyorum. o arada kalmışlık, o sıkışmışlık hissini üzerimden kazıyorum resmen. sonra neşeli şarkılar dinliyorum. sigara yakıyorum, kendi kendime dans ediyorum. sonra kahkaha atıyorum bu durumuma. "iyi bok" diyorum. yalnızlığın çılgın bir mutluluk olduğunu diğer insanlar da keşfetsin istiyorum. sigara dışında para harcamıyorum. zaten sigara için gereken para denkleştirilmesi gereken bir şey benim adıma. arkadaşlarım arıyor sonra. onlara çözdüğüm sorulardan bahsediyorum. o kadar çok soru var, o kadar çok kitap diye düşünüyorum, ilk defa gözümde büyüyor çünkü ilk defa bu işi yapmaya hevesliyim, buradan bunu çıkarıyorum ve bu bile beni mutlu ediyor. hoşlandığım bir adam yok. sevdiğim bir adam yok. herkesle iyi geçinmek gibi bir çaba da göstermiyorum çünkü zaten bunu çok rahat yapabiliyorum. ehliyet almayı kafama koymuştum ve bugün öğrendim ki bunu da başarmışım sorunsuz şekilde. şimdi iki büyük planım var ki. bundan birbuçuk sene evvel kafamda oluşmuş dört büyük idealden ikisini başardığımı görüyorum. kalan ikisini de halledebildiğimde, sanırım artık ben de uçabilen kuşlardan olacağım. birden aklıma halukbilginer geldi. oğuz atay'ı kötülediler bugün, hemen yanıbaşımda. önümdeki sıraya eğik gözlerim dikildi birden. konuşmaları dinledim ama hiç kendimle bağdaşmayacak şekilde sustum da hiç çaba göstermeksizin. sonra anladım ki ben büyümüşüm. hem de ben güzel büyümüşüm. en basiti, kötü biri olamayacak biri olarak büyümüşüm. bütün bunlar büyük şeyler. ha o mu? o bir başkasını seviyor zaten. onun yerinde olsam ben de bir başkasını severdim zaten. bence bütün platonik aşıkların kurabileceği cümleler olmalı bunlar. yani, nebileyim, öyle işte. benim bir hissim yoktu gerçi, benim bir düşüncem vardı. ne adamım. haha. şöyle yazdıkça kendimi iyi ve daha iyi hissediyorum. gerçi hala uyuyamıyorum. uyuma eylemi bana zevk vermiyor. buna kendimi zorluyorum. çünkü hayal kuramıyorum artık. birkaç yılı doldu bunun da. olsun. her şey değişir. her şey güzelleşir de zamanla. yani. şarap mesela. insanlar mesela. yaşlandıkça güzelleşen şeyler. bir de çok sinsi bir kedim olsun isterdim. bir de birileri çıkıp bana rilke hediye etse bence ben çok fazla mutlu bir insan oluverirdim. ama işte. her şey olmuyor bir şeyler olabilecekse de. sevdiğim herkes istanbul'da, ankara'da, orada burada. ama özlemiyorum onları. yani bir eylem olarak özlemiyorum en azından. otursam şimdi, içime baksam, çok fazla şey görürdüm orada ama bunu yapmadıkça hayat cedric'in 8 yaşında oluşu ve kalışı gibi bir şey. sorgulama, inan, olsun bitsin. hayat güzel mi? hayat güzel.

öptüm sizi,
çok narin.

1 yorum:

Hegesias dedi ki...

hayali yaşamanın imkansızlığı ve elbette ki zaman... en kalı trajedi.