20121103

5 ve 8 ya da 3

bir cumartesi sabahı daha manidar olamazdı. ez az üç gündür toplamda 5 kabus. kahve fincanı içindeki su, peçetelerden küllükler ve kore sigarası. kapalı perdeler ve evde yalnız kalabilmiş olma hissi. uçuşan bir sinek ve dağınık bir ev. aramanız gereken insanlar ve halen uyuyor olabilmelerine duyduğunuz imreni. bir sabah bu denli benim için yaratılmış olamazdı. mutluyum.

birazdan sigaram bitecek, bir müzik açacağım. yavaşça soyunacağım. duşa gireceğim sonra. uzunca orada kalacağım. sonra çıkıp ortalığı toplayacağım. perdeleri açacağım. cağım. cağım. test çözeceğim. ceğim.

her şey çok fazla değişecek değil mi. bir insanın kendine yaptığı en büyük saygısızlığı kendime yaptığımdan söz etti annem birkaç saat evvel. ne de haklısın dedim azıcık bi hüzünle. farkındalık insanı boğar, cehalet iyidir dediler sonra geçen bir günde. yok dedim. farkındalık farkındalıktır. cehaletse cehalet. kime dokunsam içine gömülüyorum. kendimi yarısı kopmuş bir sekize benzettim dün gece. boşluğu buldurabilmiş herkesin içime nasıl da bu denli sokulabileceğini aslında. bi boşluğa sahip değilmiş gibi davranmamın temelinde yatan. buymuş. bu yüzden mi şimdi hayatımda kimse yok. hayatımı kira sözleşmesi bitmiş ve içi boşaltılmış gibi hissetmem alelacele. camında acilen kiralık ya da satılık yazan. altına numara eklemek unutulmuş. kırtasiyeden alınan en ucuz kalemle bantlar sökülürken yırtılan a4 lerin üzerlerine eklenerek. bakınız ezginin yarı hissesi a kişisi. b kişisinde bir başka hisse. kimse bu evi satın almak istemez çünkü derdi çok. en güzeli daha sorunsuzu. bizim evde balkona çıkmak büyük bir dikkat gerektirir. dengenizi kaybettiğiniz anda tutunabilecek bir demiriniz yoktur çünkü. belki de elli yıldır vardır o demirler. çürümüşlerdir dışları lacivert boyalı. bizim evde tutunmak yasaktır. kira için gelmişken bunu belirtmemişlerdi.

ama her şey çok fazla değişir di mi. şimdi bir cumartesi sabahından aldığım mutluluğu bana ben bile veremezdim. salonun ortasında tekli bir koltuk pencereye dönük. bu eve giren bir yabancı için çok garip olurdu. küsmüş bir koltuk gibi. üzerinde hediye gelmiş bir türk bayrağı. eve gelmiş bir yabancı içinse çok milliyetçi. hemen sağında bir ezgi. eve gelip de girmiş bir yabancı için.. evet ezgi

en güzeli ne, puslu kıtalar atlası'na devam etmem. turuncu saçlarımla.



hem belki bir gün yeniden yazarım, ne dersiniz



Hiç yorum yok: