20130927

on dört

yazmaya artık bir yerden yeniden başlamak gereğiyle uyandığım güne bir on dört eklendi. bu aralıkta az bir gecikmeyle üniversiteye başladım. yeni bir il, yeni bir yer derken günlerim bin beş yüz kişinin adını öğrenmek ve adını unutmakla geçti. tatlı şeyler tabii. yeni yeni şeyler öğreniyorsun.

hayatıma "hukuk" kelimesi öyle bir hız ve yoğunlukla girdi ki, bu on dört günün içerdiği yazma ihtiyacımı erteleyebildim. bu arada ölüozanlarderneğivari bir edebi toplulukta buldum kendimi. böyle şeyler de oluyor, bunlar da bir tür yaşama ihtiyacı, makul sayılabilir.

biraz da şeyolunca. ne denir. hani oturmuşluk. falandır felandır. anlamsız ve anlamlı çok fazla şeyi de içinde barındıran insanlarla denk geliş. ben şimdi ders aralarında oturuyor ve çayın yanına sigara ekliyorum. romanlar okuyup notlar alıyorum. biraz da gelişine.

bunun dışında birileri çıkıp da bana kocaeli'yi anlatsa ne hoş olur. yarın da denk geldiğim otobüslere atlayıp minimal çapta bi keşfe çıkasım var. öyle işte.

dönmek de hoş oldu. merhaba mı demeli, yeniden görüşürüz mü, içlerdeki bir inceliğe, derinden bir şeylere, insanlara.



20130915

tom waits

 acaba ne hissettiğimden bahsetsem ne olur?

bütün bu olanlarda olağandışı bir yan görememek, bişeyleri akışına bırakma duygusu, az biraz önemsemeyişle herhangi biri olarak şu hayatta var oluşumun yirmili yılları. zamanın çok hızla ya da anlaşılamaz şekilde geçiyor oluşundan çok bahsetmeyecek de olursak, günlerden hangisi olduğundan bile tam emin olamayan birinin aforizmaları kadar sıkıcı başka ne olabilir düşüncesi böyle içimi ve bedenimi ele geçiriyor denebilir.

2001 yılının 2002'ye dönüşmesini kabullenemeyişimi hatırlıyorum. 2012'yi 2013'e hala dönüştüremedim beynimde mesela. bir yerlerde, birileriyle, bir zaman dilimini yaşıyor oluyoruz.

o değil de, nasıl uykum var benim. az biraz da platonik bir ilgim