20130927

on dört

yazmaya artık bir yerden yeniden başlamak gereğiyle uyandığım güne bir on dört eklendi. bu aralıkta az bir gecikmeyle üniversiteye başladım. yeni bir il, yeni bir yer derken günlerim bin beş yüz kişinin adını öğrenmek ve adını unutmakla geçti. tatlı şeyler tabii. yeni yeni şeyler öğreniyorsun.

hayatıma "hukuk" kelimesi öyle bir hız ve yoğunlukla girdi ki, bu on dört günün içerdiği yazma ihtiyacımı erteleyebildim. bu arada ölüozanlarderneğivari bir edebi toplulukta buldum kendimi. böyle şeyler de oluyor, bunlar da bir tür yaşama ihtiyacı, makul sayılabilir.

biraz da şeyolunca. ne denir. hani oturmuşluk. falandır felandır. anlamsız ve anlamlı çok fazla şeyi de içinde barındıran insanlarla denk geliş. ben şimdi ders aralarında oturuyor ve çayın yanına sigara ekliyorum. romanlar okuyup notlar alıyorum. biraz da gelişine.

bunun dışında birileri çıkıp da bana kocaeli'yi anlatsa ne hoş olur. yarın da denk geldiğim otobüslere atlayıp minimal çapta bi keşfe çıkasım var. öyle işte.

dönmek de hoş oldu. merhaba mı demeli, yeniden görüşürüz mü, içlerdeki bir inceliğe, derinden bir şeylere, insanlara.



4 yorum:

Arcath dedi ki...

Ne görmek, nereye bakmak isterdin?
Dakikalar mı? Kaldırım taşları mı? Kitap sayfaları yahut renkli gözler mi? Kocaeli mi?
Bakire heveslerin serpildiği bir feza olmasını dilerdin belki. Simitçilerin ellerini oğuşturmalarını izlemek yeterli gelir belki. Spot ışıkları her yerde aynıdır da denizin havası değişir belki.
Bir sigara sıcaktır bir de dostun nefesi. Karşına çıkarsa bir gün o ahbabı görmeye razı mı dersin gözlerin?
okulun ve şehrinde bol şans. izmiti seveceksin bence

Jude dedi ki...

teşekkür ederim.

şehir ışıkları. izmit'e dair en güzel şey. bi otuzbeş günde ben bunu keşfedebildim.

ne görmek, nereye bakmak isterdim?

Arcath dedi ki...

numaran değişmiş
haftasonu izmitten ayrılıyorum. dilersen ayrılmadan evvel hoşgeldin diyebilirim.

Jude dedi ki...

ha evet. mail atsana bana (: