20150124

bir şarkı, 3 dakika ve 41 saniye

büyümenin alameti midir yalnızlık? bütün bunlar karşısında kendini çok küçük hissetmek ya da? belki de kırk yaşına girmiş o kadına yazdığım gibidir: "insan kaç yaşında olursa olsun zaman çok hızlı geçmiş oluyor, sanırım." buradaki "sanma" eylemindeki duraksamam oldukça kayda değerdi. kendimi çok şiddetli bir güdü karşısında ve arada kalmış hisseden bir ben. işlerin dönüp dolaşıp elinde avucunda ne varsa ona geldiği hissiyatına kapılan bir ben. işte artık ne varsa, her ne kalmışsa üzüntüden çok hüzünle dolabilen ve yine de tatmin olmuş bir halde. kendimle. bir gece. otururken. çok üşüyor olduğum halde pencereyi kapatmamak konusunda hayatımda olmadığım birçok şeye rağmen kararlı. bir. ben. oldukça sevimliyiz. oldukça sevimliyiz ki geçmiş bir yılda kurulmuş bir hayale bugün oturup gülebiliyoruz. herhangi bir şarkı da eşlik etmiyor tüm bunlara. oldukça kabullenilmiş, oldukça tatminkar şekilde yaş alıyoruz. yalnızlıktan falan bahseder olmuş olduğumuza göre, işler biraz karmaşıklaşmış. kırdığımız insanları kırmamış olabilmek adına elimizden gelen her şeyi yapabilirdik, belki de fazlasıyla. bir sinema filmini iki defa izleyebilir olmuşuz, belki de kadın dürtüleri de ele geçiriyordur bedenimizi olanca fedakarlığıyla. öyle büyük çılgınlıklar yapasımız gelmez olmuş, oturup bir çay ve iki sohbet dışında. küçücük de olsa bir samimiyeti yakalamayı dileyeli beri bu düşünceler egemenliğini kurmuş. hayatımızda. bizim hayatımız. sözde bize ait. özde insanlara bağlı. o güzelim insanlara. kim olduklarını en az sizin kadar benim de bilmediğim.

halbuki düşünüyoruz. bir yerde yapıyor oluyoruz bunu muhakkak. nereye sığınsak mesela. çok sesli yaşayabilen insanlar adına mükemmel bir kırılma noktası. hep seninle kalabilecek bir şeyin bir şarkı olduğuna inanabilseydin mesela. işte 3 dakika ve 41 saniyeye kısılı. onun da gerekleri var. ulaşabilmek adına. yapman gerekenler var. peki ya nedir eşlik eden ruhumuza? egomuzu yenmek adına onca verdiğimiz savaştan sonra. bavulları geri toplayıp bir dönüş bileti mi almak gerek. aynaya falan bakıp "ya tabii evet, varsın var olduğum sürece ve bu tanıdığım en büyük sadakat işte" mi demek gerek. yoksa arada mı kalmak ve dönmek önünü yeni bir arayışa kapılarak. artık bir şeye sığınılamayacağı ve artık bir şey olmak adına yapabileceklerinin sınırlılığıyla. ne yapmak, neler yapmak gerek her güne eşlik eden sınırsız gülümsemelerin yanıbaşında?

2 yorum:

abuk dedi ki...

Bazı 3 dakika 41 saniyelerde de sonsuzluğu yaşıyor insan.

Jude dedi ki...

di mi. bazı üç dakika ve kırk bir saniyeler çok naif. oldukça naif